Hafta sonu Kıbrıs’da idim. “Pegasus Havayolları” ile seyahat ettim. Ama başıma neler geldi. Buyurun, ben yazayım siz de okuyun...
Türkiye 1’inci Ragbi Ligi’nde oynanacak maçlar kapsamında, 20 Şubat Cumartesi günü Pumas RFC ve Bakırköy RFC’nin Kıbrıs’da ragbi karşılaşması vardı. Bizde Bakırköy RFC olarak Kıbrıs deplasmanına gittik. Hem tatil olacaktı bizim için, hem de spor ve eğlence... Takımın bir kısmı THY’nı tercih ederken, benim de içinde bulunduğum bir kısım Pegasus Havayolları’nı tercih etti. Problem yola çıkmadan bir gün önce başladı...
Benim adıma da biletleri alan arkadaşım sisteme göbek ismimi yazdırmayı unutmuş. Bende sorun olmaması için Pegasus Havayolları danışma hattını arayarak, ismimi düzeltmelerini talep ettim. Karşıma çıkan görevli bayan, biletimizin çok önceden internet üzerinden alındığını ve bu yüzden değişiklik yapamayacaklarını söyledi. Ben de bana yol göstermelerini rica ettim. O da havaalanıyla görüşmemi, inisiyatifin orada olduğunu, isterlerse beni uçuracaklarını, istemezlerse uçurmayacaklarını söyledi. Bana şaka gibi gelen bu cevabın üzerine sorduğum “Nasıl, istemezlerse uçurmazlar?” sorusunun yanıtı ise sert bir ses tonu ile bu konunun onları ilgilendirmediğini ve havaalanı yetkililerinin karar verecekleri şeklinde oldu. Bunun üzerine ben de sert bir şekilde ve söz gelişi teşekkür ederek telefonu kapatıp, havaalanını aradım. Prosedürün nasıl işlediğini tek tek ve anlaşılır biçimde anlatan Pegasus görevlisinin bana uçuşumda hiçbir problemin olmayacağını söylemesi üzerine rahatladım.
Şimdi soruyorum sizlere... Bir havayolu şirketinin en önemli birimlerinden bir olan danışma hattı bölümündeki bir görevli nasıl olurda bu kadar kaba ve prosedürden bu kadar bihaber olabilir? En stresli ve zor birimlerden birinde çalışan bir görevlinin, her şeye rağmen karşısındaki müşterinin sorununu en iyi şekilde çözmek veya yol gösterme mecburiyeti yok mudur? Havaalanındaki Pegasus görevlisi problemi hemen çözebildiğine göre, danışma hattındaki görevlinin de prosedürü tam olarak bilmesi ve bana anlatması gerekmez mi? Her şeyi bir kenara bırakın, temsil ettiği şirketin prestijini bu şekilde zedelemeye bir çalışanın hakkı var mı?
Neyse, gelelim yaşadıklarımızın devamına...
Güzel bir karşılaşma ve eğlenceli iki günün üzerine Cumartesi gecesi Pegasus Havayollarına ait 22:45 uçağı ile İstanbul’a geri dönmek için Ercan Havaalanına geldiğimizde sis daha yeni basmaktaydı. Fakat dakikalar içerisinde sis öyle bir yoğunlaştı ki burnumuzun ucunu göremez hale geldik. Dolayısıyla ve olması gerektiği gibi, biz tam check-in sırasında iken uçuşlar ertelendi. İki arkadaşımız işlemlerini bitirip çıkışlarını bile yapmışlardı. Üç arkadaşımızın ise check-in işlemleri henüz bitmişti. Havaalanı yetkilileri bir saat içinde uçuşumuzun akıbeti ile ilgili açıklamada bulunacaklarını söylediler. Biz bu açıklamayı beklerken sisin daha da yoğunlaşması ile o gece yapılacak tüm uçuşlar iptal edildi. En erken uçuş saati olarak sabah 09:00 ilan edildi ki bu esnada saat henüz 21:30’du. Çıkış yapan arkadaşlar tekrar Kıbrıs’a giriş yaptılar ve biz ne yapacağımızı düşünmeye başladık. Ne de olsa Pegasus büyük bir işletmeydi ve emindik ki bizi mağdur etmeyecekti. Ama, heyhat! YANILMIŞIZ... Pegasus bizi mağdur etti...
Bir havayolu şirketi teknik bir arızadan dolayı yaşanan gecikmelerde yolcularının tüm ihtiyaçlarını ki buna barınmada dâhil, karşılamak zorunda. Fakat hava şartlarından dolayı olan gecikmelerde inisiyatif havayolu şirketinde. THY bu inisiyatifi kullanıp tüm yolcularını bir otele yerleştirirken, Pegasus en erken 12 saat sonra gerçekleşecek uçuş için yolcularına hiç bir destekte bulunmamayı tercih etti. Bu esnada iptal olan uçuşlar için tüm yolcuların biletleri tek tek iptal edilirken, yeni biletler ertesi günkü uçuşlardan herhangi birine kesilmeye başlandı. E, tabi o uçuşlarında normal yolcuları olduğundan bize hangisinde boş yer olursa o denk gelecekti. Belki ertesi akşamki uçuş bile olabilirdi. Böyle bir durumdan hoşnut olmayan biz ve diğer yolcular görevli ile tartışınca, ne yapıp edip sabahki ilk iki uçuşta yerlerimizi ayırttık. Bize asıl uçuşumuzdan tam olarak 12 saat 30 dakika sonraki, yani bizim havaalanına geliş saatimizden tam 15 saat sonra ki 11:15 uçuşu denk düştü.
Bence bir havayolu firması, hava şartlarından dolayı yaşanan böylesi bir durumda sadece prestijini düşünerek yolcularının konaklamasını sağlamalı. Bu firmaya olan güveni arttıracağı gibi piyasadaki yerini de sağlamlaştıracaktır. Hal böyle olunca müşteri sayısı artacağından kârlılığı da artacaktır. Farz edelim firma konaklama hizmeti vermek istemedi, en azından havaalanında kalan yolcularına ikramlarda bulunmalı ki, onları olabildiğince rahat ettirsin. Pegasus havayolları bu kısmı da yapmayı tercih etmedi ve bizi Ercan Havaalanıyla baş başa bıraktı. Çekişmeli bir maçın ardından dinlememiz gereken bir gecede demirden banklar, tekerlekli sandalyeler üzerinde ve kafelerde oturarak sabahladık. E, normal olarak da zaten yorulmuş olan vücudumuz komple tutuluverdi. Sadece Pegasus çalışanlarını denemek için bürolarında bulunan su sebilinden su isteyince, plastik bardağın olmadığını söyleyip bizi reddettiler. Sadece gece yaptıkları bu hareketi kendilerine hatırlatmak için sabah bir kez daha su isteyince polisi çağıracak kadar küstahlaşabildiler. O gece Pegasus’un İstanbul’daki yetkilileriyle görüşen yakınlarımız ikramda bulunmaları için söz almalarına ve Ercan Havaalanındaki görevlilere bu tebliğ edildiği halde bunun tam tersinin yapılması Pegasus Havayollarının çalışanlarını seçerken pek özen göstermediklerini hissettirdi bana. Ayrıca şikâyet etmeyelim diye yaka kartlarını saklayan görevlilere de buradan teessüflerimi iletiyorum. Birde Pazar sabahı yeni check-in esnasında yaşadıklarımızı da yazmıyorum...
Şekil itibari ile İstanbul’a dönüldü ve Pegasus Havayollarının en üst yetkilisine bütün yaşadıklarımız iletildi. Bizden özür dilendi ve havalında yaptığımız tüm harcamaların bize geri ödeneceği söylendi. Fakat şu an için tüm bunlar çok önemsiz. Pegasus Havayoları bir müşterisini kaybetti. Artık mecbur kalmadığım sürece bu havayolunu kullanmayacağım. Yolcusuna ve insanlara çok daha fazla değer veren bir sürü firma var Türkiye’de...
Görüşmek üzere...