Aslında anneler gerçekten birçok şey değil mi? Mesleği veya işi olmasa bile evde yaptıklarını saysak yeter… Benim annem dadı, bulaşıkçı, çamaşırcı, doktor, hemşire, ütücü, masal anlatıcı, sorun çözücü, arabulucu… Daha neler neler…
Gelelim benim anneme… Annem hem piyanist, hem iyi bir anne, hem çok iyi bir anneanne, hem iyi dost, hem destek, hem sorun çözücü, hem iyi aşçı, hem… Bu yazı uzar da uzar… Çünkü benim annem çoook özel…
Şaka bir yana, annemi düşününce yazacak o kadar çok şey var ki… Ben; bana doğru değerler öğreten, ne olursa olsun her zaman yanımda olan ve sevgiyi dolu dolu veren anneme çok şey borçluyum. Var ol anne… Sevgiyle ve keyifle var ol…
Aslında kişileri sadece bir gün hatırlamayı ve anmayı sevmem. Sevgi tarihlerle ve özel günlerle sınırlı olmamalı. Ama usul olmuş işte… Madem sıra anneler gününe geldi bari ben de bu günü fırsat bileyim ve söylemek istediklerimi dile getireyim.
Anne olmak sadece doğurmak değil; çocuğunun varlığına saygı duymak, ihtiyaçlarına ve isteklerine önem vermek, desteklemek ama destek bahanesiyle engellememek… İşte bu liste de uzar gider…
Nice çocuklar gördüm anneleri tarafından babaya karşı kullanılan… Kendi yerini garantilemek için doğurulan… Nice anneler gördüm çocuklarını “Hayırlı evlat ol” bahanesiyle kullanan… “Çocuklarım için ne fedakârlıklar yaptım” diye öğünen…
Anne olmak fedakârlık değil bir şanstır… Aynı zamanda da görevdir ve KEYİFdir...
Bana bu keyfi veren, hayatı benimle paylaşan iki çocuğum var, şükürler olsun onlara. Doğurmadığım halde benim çocuğum olmayı seçenlere de şükürler olsun…