Onun bu düşüncesinin altında “Godfather” filminin etkisi olduğunu hatırlıyorum. Elbette böyle bir şey olmayacaktı, ama içindeki boşluğu dolduracak daha iyi bir şey bulamamıştı galiba. Kişiliklerin gelişmekte olduğu dönemlerde insanların sıra dışı arzuları böyle şekilleniyor galiba. Delikanlının yaşam tarzı ve çevresi onu bu tür yanlış gelişimlerden uzak tuttu ve şimdi üniversite son sınıfta başarılı bir delikanlı olarak hayata devam ediyor. Ancak gazete haberlerini okuduğumda her çocuğun bu badireyi kolaylıkla atlatamadığını görüyorum.
Kurtlar Vadisi gibi dizilerin çocuklar üzerinde son derece yanlış ve tahrip edici izlerini yok saymak olası değil. Çözümlere, silah kullanarak kolaylıkla ve fütursuzca ulaşılabildiğini gösteren bu tür diziler, gençler için son derece yanlış kapıların açılmasına neden oluyor. Aile, okul ve sosyal çevre içinde hiçbir şekilde birey olma izni verilmeyen bu çocuklar kişiliklerini tabanca gibi silahlarla tamamlama eğilimi gösterebilirler.
İşin en acı tarafı bu tür sahneler dizilerde çok sayıda görülebiliyor. Herkesin bir silahı ve siyah renkli bir arabası var ve yaşam ellerindeki silahları kullanma becerisi ile şekilleniyor. Silahın yoksa ‘acizsin’ mesajı bilinçaltlarına kazınıyor.
Bildiğiniz gibi sigaraların üzerinde sağlığa zararlıdır diye yazılar mevcut. Filmlerde sigaraların üzeri gölgeleniyor. Çünkü paketlerin üzerinde yazıldığı gibi sigara insanı öldürür düşüncesi mevcut. Bu düşünceyi bilimsel çalışmalar doğruluyor. Ancak filmlerdeki tabancalar da su tabancası değilse aynı işlevi görmekte. Yani Tabanca da ‘sağlığa zararlıdır’ ve insanları öldürür. Ne yazık ki eli tabancalı insanlar, sigaradan daha çok dizi ve filmlerde fütursuzca boy gösteriyor.
Çelişkiye bakın ki; doğru olarak sigara için yapılan işlem, sıra tabancaya gelince önemsenmiyor, aksine destekleniyor. Bence silahların, hatta silahlı insanların üzerinin de gölgelenmesi gerekli. En azından silahların zararlı bir şey olduğu yönünde zihinsel bir kodlama yapılabilir böylelikle. Bu önerim sanatsal içerikli anlatımlar için geçerli olmayabilir. Yine de “gerçek sanatın”, insanı yücelten değerler taşıması gerektiğine inanıyorum.
Bir insanın hayatı bile böylelikle kurtulabilecekse bence denemeye değer. Ancak “bu memlekette çok insan var, birkaç kişi önemli değil” diye düşünüyorsanız bu yazdıklarımı unutun gitsin…