
Belki müzik yorumcuları için benim beğendiklerim iyi olmayabilir, hataları olabilir fakat ne de olsa ben sanat eleştirmeni değilim. Sadece zevkime ve ruhuma hitap edenleri seçerim. Fakat tüm dünya ile ortak bir fikre sahip olduğum bir konu vardır ki; o da Moskova Çaykovski Senfoni Orkestrası’dır. Bana göre Çaykovski’nin müziğini en iyi yorumlayan orkestra’dır. Daimi şefi Vladimir Fedoseyev ise dünyadaki efsanevi şeflerden biridir.

80’inci kuruluş yıldönümünü kutlayan orkestra, 16 ve 17 Nisan akşamları CRR’de müthiş iki konsere imza attı. Bende büyük bir zevkle bu konserlerden birini dinledim. Konserden önce orkestranın provasını seyredip, Şef Fedoseyev ile kısa bir söyleşi de yaptık. Orkestra elemanları ve şef arasındaki eşsiz uyum görülmeye değerdi. Klasik müzikteki Rus ekolünü ve Çaykovski’yi o kadar iyi yansıttılar ki ayakta alkışlamamak mümkün değildi. Fedoseyev’in üstün zekâsı, Çaykovski’nin dehası ile orkestranın enerjisi hiç düşmeyen müthiş performansı bir araya gelince hafızalardan silinmeyecek bir konser gerçekleşmiş oldu. İsterseniz sizleri Moskova Çaykovski Senfoni Orkestrası ve Şef Vladimir Fedesoyev ile yaptığımız söyleşiyle baş başa bırakayım.
Görüşmek Üzere...


Moskova Çaykovski Senfoni Orkestrası, 1930 yılında Sovyet Radyosu’nun ilk senfoni orkestrası olarak kurulmuştur. Dünyanın birçok ülkesinde başarılı performanslara imza atan Moskova Çaykovski Senfoni Orkestrası, Viyana’daki Musikverein’s Gold Hall’a ikinci kez konser vermek üzere davet edilen ilk Rus orkestrası olmuştur.

Dünyanın en iyi orkestralarından biri olan Moskova Çaykovski Senfoni Orkestrası’nın bugünkü başarısında, geçmişte birlikte çalıştığı ünlü Rus orkestra şefleri A. Orlov (orkestranın kurucu şefi), N.Golovanov ve G. Rozhdesnvensky ile 35 yılı aşkın süredir orkestranın sanat yönetmeni ve daimi şefi olan Vladimir Fedoseyev’in büyük katkıları vardır. Moskova Çaykovski Senfoni Orkestrası, N. Myaskovsky, S.Prokofyev, A. Khachaturian, G. Sviridov, B. Tchaikovsky gibi dünyanın önemli bestecilerine ait eserleri hayata geçiren ilk orkestra olmuştur.

Orkestra 1993 yılında, Great Peotr I. Çaykovski’nin bestelerini yorumlama başarısına bağlı olarak Moskova Çaykovski Senfoni Orkestrası adını almıştır. Orkestranın repertuarı; Mozart, Beethoven, Tchaikovsky, Brahms ve Mahler gibi klasik eserlerden çağdaş eserlere kadar uzanmaktadır. Bu eserler Sony, Pony Сanyon, JVC, Philips, Relief ve Melodiya gibi firmalar tarafından yayınlanmıştır.

2008 yılında Warner Classics & Jazz Lontano, Vladimir Fedoseyev liderliğindeki Moskova Çaykovski Senfoni Orkestrası tarafından sunulan tüm Brahms’ senfoni kayıtlarını yayınlamıştır.
2009 yılında Warner, Tchaikovsky’nin “Manfred” senfonisi ve “Mozartiana”, Saint-Saens’in “URBS ROMA” senfonisi, Dvorak’ın “Slavonic Dances” eserini yayınlamıştır.


Fedoseyev müziğe nasıl başladı.
Çocukluğum St. Petersburg’da geçti. 2’nci Dünya Savaşı döneminde, kuşatma sırasında durmadan radyo dinlerdim. Benim öğretmenim o zamanlar radyo oldu. Klasik müzik o günlerin vazgeçilmeziydi. O müzikleri dinledikçe içimde inanılmaz bir müzik sevgisi oluştu. Sokaktan bando geçtiği zaman dışarıya fırlar ve peşlerinden giderdim. Elimi kolumu sallaya sallaya onları idare etmeye çalışırdım. Yani onlara şeflik yapardım.
O zamanlarda bile şef olacağınız belliymiş...
Aynen öyle. Onları idare etmek beni inanılmaz mutlu ederdi. Tabiî ki şef olmak o kadar kolay bir şey değil. Uzun ve yorucu bir eğitim geçirdim. Gnesin Müzik Akademisi’nden sonra eğitimimi Profesör Leo Ginzburg’un öğrencisi olarak Moskova Çaykovski Konservatuarı’nda tamamladım.

İlk kez ne zaman orkestra yönettiniz?
İlk kez 1971 yılında efsanevi Evgeny Mravinsky’nin daveti üzerine Leningrad Filarmoni Orkestrası’nı yönettim. Mravinsky benim direk öğretmenim olmasa bile idolümdür ve onu öğretmenim sayarım. Daha sonra Moskova Radyosu Senfoni Orkestrası’na yani bugünkü Moskova Çaykovski Senfoni Orkestrası’na Sanat yönetmeni ve şef olarak atandım. Orkestra’ya bu isim seyirci kitlesinin isteği ve devletin de desteğiyle verilmiştir. Bu ismi taşımak büyük bir onurdur. 36 yıldır bu orkestranın daimi şefliğini yapmaktayım. Ayrıca 1997’den 2004 yılı sonunda kadar da Viyana Senfoni Orkestrası’nın daimi şefliğini de yaptım.

Misafir şef olarak da birçok orkestra yönettiğinizi biliyoruz...
Evet, dünyaca ünlü birçok orkestra ile misafir şef olarak çalıştım. Köln Filarmonini Orkestrası, Berlin Filarmoni Orkestrası, Leipzig Gewandhaus Orkestrası, ZürihTonhalle Orkestrası, Tokyo Filarmoni Orkestrası, Cleveland Orkestrası, Detroit ve Pittsburgh Senfoni Orkestraları sayılabilir. Ayrıca Zurih Operası’nın da konuk şefliğini yaptım.

Orkestra yönetmek nasıl bir duygu?
Tek kelime ile muhteşem... En çok hissettiğim şey ise sorumluluk tabiî ki.
Yıllarca önce yazılmış senfoni önünüzde ve sizin hayal gücünüz... Bunları bir araya getiriyorsunuz ve orkestraya aktarıyorsunuz. Bunun yolu nedir?
Dehâ olarak kabul edilen bestecilerin besteleri her zaman için çağdaştır. Örneğin bana göre en çağdaş besteci Beethoven’dır. Yıllar geçtikçe o eser daha da güçlenir ve imzasını atar. Bu imzaya ben de yüreğimde hissettiklerimi katarım ve ortaya çok güzel yorum çıkar.

Moskova Çaykovski Senfoni Orkestrası dünya’nın en iyi orkestraları arasında gösteriliyor. Burada hem orkestranın hem de sizin yeteneğiniz ön plana çıkıyor.
Bir dehâ şef demiştir ki: “Kötü orkestra yoktur, kötü şef vardır.” Bir orkestra bir eseri her zaman çalabilir. Fakat her çaldığında eseri şefine göre farklı yorumlayacaktır.
Çaykovski’nin müziği size ne hissettiriyor?
O müzik benim kalbimdir. O ezgiler Rus halkının yüreğinden, ta içinden gelir.
Sovyetler Birliği döneminde sanata çok büyük bir ilgi gösteriliyordu ve aynı zamanda bu ideolojik bir nesne olarak da kullanılmıştı. Halkın bugünkü yaklaşımı nasıl?
Rus halkı her zaman severek dinlemiştir müziği. Hala da aynı şekildedir. Hiçbir zaman bu konuda baskı ve yasak olmamıştır.
Peki, hayatı klasik müzik ile geçen biri olarak başka hangi tarz müzikleri dinlersiniz?
Caz müziğini çok severim, ama gerçek caz müziğini yani Amerikan Caz’ı...
Çok teşekkür ederiz...
(Söyleşi sırasında bize tercümeleriyle yardımcı olan dostumuz piyanist İslam Manafov'a çok teşekkür ederiz.)

