Bir futboldur tutturmuş gidiyoruz ülkemizde. Ama uzun zamandır oynanan ve hiç duymadığımız spor dalları da mevcut Türkiye'de. Hatta bu sporların ya kendi federasyonları var ya da birkaç tanesi bir federasyona bağlı. Curling'de işte böyle bir spor. Türkiye Buz Pateni Federasyonu'na bağlı olarak oynanıyor. Şu anda 40'a yakın takım mevcut. 2011 Üniversitelerarası Kış Olimpiyatları'nın Erzurum'da yapılmasına karar verilince, Curling'de Türkiye'de bayağı popüler hale geldi.
Burada Curling ile ayrıntılı bilgi vermek yerine, size her sayısında farklı bir ekstrem spor dalını tanıtan "Rugby Türkiye" dergisinin Nisan sayısında kapsamlı olarak işlenen Curling dosyasının linkini vermek istiyorum. http://www.rugbyturkiye.net/nisan_2010/#/70
Bu eğlenceli spor hakkında ayrıntılı bilgiyi okuduktan sonra isterseniz Türkiye'nin ilk Türk Curling Hakemi olan Celal Cüneyt İşgör ile "Rugby Türkiye" dergisi tarafından yapılan röportajı da buradan okumanızı tavsiye ediyorum.
Görüşmek üzere...
DÜNYA CURLING FEDERASYONU’NDAN SERTİFİKALI İLK TÜRK CURLING HAKEMİ CELAL CÜNEYT İŞGÖR
- Curling Branş Sorumlusuyum.
- Curling mi? O da ne?
- Hani şu var ya; buz üzerinde kayarak taşı atıyorlar, arkadaşları da taşın önünü süpürüyor.
- Aaa!!!!! O mu? Ben onu hep televizyonda izliyorum...
Celal Cüneyt İşgör Türkiye Curling Branş Sorumlusu. Asıl mesleği ise inşaat mühendisliği. Halen iki işi birlikte yürütüyor.
Ülkemizin Dünya Curling Federasyonu’ndan sertifikalı ilk Curling Hakemi, Teknik Direktörü, hatta ilk ve tek İleri Düzey Teknik Curling Direktörü…
Curling ile ilgili çalışmalarına devam ederken bir yandan da 2007’de Almanya Füssen’de düzenlenen Avrupa Curling Şampiyonası için Eurosport’ta yorumcu olarak bulunmuş.
2009’da Çin’de düzenlenen Üniversite Kış Oyunlarında gözlemci olarak görev almış.
Aynı yıl Almanya’da, Türkiye, Estonya, Fransa ve Polonyalı sporculardan oluşan bir curling takımına kısa bir süre koçluk yapmış.
Curlingin Dünya Curling Federasyonu tarafından yayınlanan kural kitapçığını Türkçeye kazandırmış. (Kitap henüz basılmamış, içerik Türkiye Buz Pateni Federasyonu internet sitesinde bulunuyor.)
Nisan ve Mayıs 2009’da altı üniversitede 350–400 kişinin takip ettiği curling seminerlerini vermiş.
Kendisiyle konuştukça bu sporu ne kadar çok sevdiğini, daha da önemlisi Türkiye’deki gelişimine ne kadar çok önem verdiğini hemen anlıyorsunuz.
Rugby Türkiye: Türkiye’de curling maceranız nasıl başladı?
Celal Cüneyt İşgör: 2007 yılı başında, 2011 Üniversite Kış Oyunları düzenleme sorumluluğunun Türkiye’ye verilmesiyle birlikte curling gündemimize girmiş oldu.
Curlingi ülkemize getirmek için 4 senelik bir plan yaparak çalışmalarımıza başladık. Bu planın ilk aşaması curlingin sistem olarak bir ülkede nasıl yerleştirildiğinin anlaşılmasıydı. Sadece standart curling buzunun yapılması ve korunması bile bir anlayış ve gelenek gerektiriyordu. Düşünün, standart bir curling buzunu dört beş buz teknisyeni, her gün 12–13 saat çalışarak, dört beş günde yapabiliyor.
RT: Türkiye’de bahsettiğiniz anlayışın oluşabilmesi için neler yaptınız?
İşgör: Konunun öneminden dolayı, curling buz teknisyenlerimizi gerektiği gibi yönlendirebilmek, kullandıkları teknik dili anlayabilmek ve onlarla aynı dilde konuşabilmek amacıyla 2008 yılında Dünya Curling Federasyonunun Buz Teknisyenliği kursuna katıldım. Aynı sene, bu konudaki tecrübemi arttırabilmek amacıyla, İsveç’in Örnsköldsvik şehrinde düzenlenen Avrupa Curling Şampiyonası öncesinde curling buz teknisyenleri ile gönüllü olarak çalıştım.
RT: Curling nasıl bir spor?
İşgör: Curling kısaca “buzda satranç” olarak bilinmektedir. Bu nedenle özellikle strateji oyunlarını sevenleri kendine çeker.
Maç öncesinde, takımınızın durumu, çekicin (son atışın) hangi takımda olduğu, rakip takımın durumu, buz ve bunun gibi birçok etken, taktik ve stratejinin belirlenmesinde rol oynar. Curling ancak kuralları öğrenildikten sonra izlemesi keyif veren bir spordur. Birçok kişi izlerken öğrenmeyi umar, ancak genellikle bu yöntem faydalı değildir.
RT: Bize biraz curling sporunun nasıl oynandığından bahseder misiniz?
İşgör: Curling her biri dörder oyuncudan oluşan iki takımın dikdörtgen bir buz pist üzerinde oynadıkları ve oyunun her anında belirli stratejilerin hâkim olduğu spor dalıdır. Bu oyunda oyuncular kendilerine ait taşları buz üzerinde kayarak hedefe doğru gönderirler. Her oyuncu atışı yaparken, takımdan iki oyuncu da gerektiğinde önünü süpürmek üzere taşla birlikte hedefe doğru hareket eder. Süpürmeyle, maçtan önce Buz Teknisyenleri tarafından buza serpilmiş suyun ince bir film tabakası haline getirilerek, taşın güzergâhını ve hızını koruması sağlanır.
RT: Peki bir takımın kazandığını nasıl anlarız?
İşgör: Curling maçları 10 setten oluşur. Her bir devrede, 16 taşın tamamının atılmasından sonra, sadece ‘Ev’in içinde kalan veya ‘Ev’e dokunan taşlar dikkate alınmak kaydıyla, dairelerin merkezine en yakın taşın sahibi olan takım devreyi kazanır.
Puanlamanın ikinci aşaması ise; kaybeden takımın merkeze en yakın taşını tespit etmektir. Kazanan takımın merkeze bu taştan daha yakın kaç taşı varsa devreyi o kadar sayıyla almış olur. Bir takım, bir devre sonunda 8 taşının tümünü Evin içinde toplamış olmasına rağmen, rakip takımın Evde tek bir taşı bile merkeze en yakınsa o takım devreyi 1-0 alır. 10 devre boyunca alınan puanların toplamı daha yüksek olan takım maçı kazanır.
RT: Curling ile ilgilenenler bu sporu nerede yapabilirler?
İşgör: Şu an için sadece Kocaeli ve Erzurum’da bu sporu yapabilirler. Curlingle ilgilenen 4 kişinin bir takım oluşturup başvurmaları halinde federasyonumuz kendilerini bu konuda yönlendirecektir.
Ayrıca 11 Nisan’da düzenleyeceğimiz Curling Hakemlik Kursu ve sonrasında ilk curling ligi, ilgilenenler için iyi bir fırsat olabilir. Bu iki ilimiz dışında, öncelikli hedefimiz en kısa sürede curling sporunu İstanbul ve Ankara’da da sistematik bir şekilde başlatabilmek.
RT: Curling karşılaşmalarını izlediğimiz kadarıyla, bu spor dalında rakip takımlar arasında tartışmalar vb. hiç olmuyor.
İşgör: Birçok spor dalında sürekli bahsi geçen “fairplay” (centilmenlik) bu sporun ruhunda ve geleneğinde vardır. Hakemlerin bulunmasına rağmen bir oyuncu, bir hata veya faul yaptığında cezasını kendi uygular. Rakip takımın bu faulü belirtmesi hoş karşılanmaz. Devre sonundaki skora, Kaptan Yardımcıları kendi aralarında karar verir ve bunu hakeme söyler. Ancak devre sonunda Kaptan Yardımcıları hangi takımın taşının merkeze daha yakın olduğuna gözle karar verememişlerse ölçüm yapması için hakemi çağırırlar. Kazanan takımların kaybedenlere bir şeyler ısmarlaması geleneği küçük bir detay olsa da, yine fairplay’e güzel bir örnektir.
RT: Curling sporu ile uğraşmak için bir yaş sınırlaması var mı?
İşgör: Curling, sporcuların yaş ortalamasının en yüksek sporlardan biridir. Son Avrupa Şampiyonasında Alman takımının iki oyuncusu 20’li yaşlarının başlarındayken, diğer ikisi ise 45’in üzerindeydi.
Curlingi sistem olarak yerleştirebilmiş ülkelerde minikler için “junior”, yetişkinler için ise “senior” gibi gruplandırmalara gidilebiliyor. Sadece 50 yaş üzerindeki oyuncuların katılabildiği Dünya Senior Şampiyonası yapılıyor. Ayrıca tekerlekli sandalyeli (Ampute) curling şampiyonlarının da yapılmakta olduğunu burada belirtmek isterim.
RT: Curling sporunun Süpürrr adlı filme konu olması nasıl oldu?
İşgör: 2009 Ağustos’unda Curling malzemelerinin (taş, süpürge, ayakkabı, vs) Kocaeli’ye ulaşmasından kısa bir süre önceydi. Süpürrr isimli bir komedi filminin yapımcısı federasyonumuzla iletişime geçti ve alt teması curling olan bir komedi filmi çekmek istediğini söyleyerek bizden yardım istedi. Biz de bunun curling için iyi bir tanıtım fırsatı olduğunu düşünerek teklifi kabul ettik.
RT: Sizin için ilginç bir tecrübe olmuş…
İşgör: Gerçekten öyle oldu. Ben, Süpürrr filmi oyuncularına 7 gün boyunca curling eğitimi verdim ve çekimler sırasında da koçluk yaptım. Film oyuncularının Türkiye’nin ilk curling oyuncuları olması daha da ilginçti.
Yurtdışında curling sporuna yeni başlayan oyuncular aylar süren zaman zarfında strateji anlayışını edinebilirken, film oyuncularının daha ikinci günden itibaren oyunu hızla kavramaları beni ciddi anlamda şaşırttı.
Aktörler gerçekten curlingi bana Türkiye’nin ilk milli takımı olabileceklerini düşündürtebilecek kadar iyi mi öğrenmişlerdi? Yoksa aktörler, ‘curlingi ve stratejisini’ neredeyse profesyonel curling oyuncuları kadar iyi sergileyebilecek, bu şekilde rol yapabilecek kadar mı mesleklerinde iyiydiler? Her ne kadar, aktörlere curling koçluğu yapmış bir curling hocası olarak birinci şıkkın doğru çıkmasını umsam da, eğer ikinci şık doğru ise, ülke olarak çok iyi aktörlere sahip olduğumuzu düşünerek övünebiliriz.
RT: Peki film gösterime girdikten sonra nasıl gelişmeler oldu?
İşgör: Filmin gösterime girmesinden sonra, doğal olarak curling’e olan ilgide de bir artış oldu. İstanbul’da 15 Aralık’taki galaya Avrupa Curling Federasyon Başkanı ve Dünya Curling Federasyonu Şampiyonalar Sorumlusu da katıldı.
RT: Biraz da bu sporun son dönemde Türkiye’de aldığı yoldan bahseder misiniz?
İşgör: Film çekimlerinin hemen sonrasında, Ağustos ayında Kocaeli’de vermiş olduğum teknik direktör asistanlığı kursunda başarılı olan 18 kişi sertifika aldı. Bu kurstan sonra Türkiye’de yapılacak ilk şampiyona için takımlar oluşmaya başladı ve üç aylık süreç sonrasında İstanbul, Ankara, Kocaeli ve Erzurum’dan toplam 35 takım ilk şampiyonada yer almak üzere başvuruda bulundular. Takım sayısının beklediğimizden fazla olması nedeniyle, şampiyonayı batı ve doğu grubu yarı finalleri şeklinde düzenlemeyi uygun gördük. Her iki yarı finalden yükselen 5, toplamda 10 takım Ocak ayında Ankara’daki finalde karşı karşıya geldi. Ocak ayında ise Erzurum’da 50 öğrenciye daha teknik direktör asistanlığı kursu verdik.
RT: Curling sporunun Türkiye’de oynanmasına ve gelişimine yönelik ciddi bir çaba içinde olduğunuzu görüyoruz. Bundan sonra neler yapmayı planlıyorsunuz?
İşgör: Curling alanında bundan sonra da düzenleyeceğimiz lig ve şampiyonalar, en iyi takım ve oyuncuları yetiştirme ve seçmemizdeki en önemli etkenlerden biri olacak. 2011 Üniversite Kış Oyunlarına kadar yurtiçi ve yurtdışındaki maç, turnuva, şampiyona, kurs ve kamplar da aday takımlarımızı hazırlamak için takip edeceğimiz yollardan biri…
Ayrıca Nisan ayının ilk haftasında, İtalya’da, Dünya Curling Federasyonu Üye Ülke Temsilcilerine ve Yönetim Kurulu’na ‘Türkiye’de Curling’ başlığı altında bir sunum yapacağım. Burada size anlatmış olduklarımla da bunun bir provasını yapmış oldum. Teşekkürler.
RT: Asıl biz size dergimize zaman ayırdığınız, sorularımızı ayrıntılı cevaplandırdığınız için teşekkür ederiz. Bundan sonra biz de curling sporunun müdavimi olacağız gibi görünüyor…
İşgör: Buna memnun oldum. Sevgili Rugby Türkiye okurlarına ve Ragbi severlere keyifli maçlar diliyorum.