Uçuk mu? Evet…
Çılgın mı? Evet…
Çoğunluk onu tanıyor mu? HAYIR…
Neden mi? Çünkü o popüler kültürün bir parçası olmadı…
Ve bu fenomenin Kuzgun Acar tarafından yapılan ve “Kafkas tebeşir dairesi” adlı oyununda kullandığı mask koleksiyonu Esma Sultan Yalısındaki müzayedede sanatseverlere sunuldu. İki büyük ustanın dehalarını yansıtan bu koleksiyon sanatseverlerin yaklaşımıyla tam bir san-at mantığıydı. Aslında günümüzde bir sanatçının tanınması için televizyonda boy göstermesi; magazin sayfalarına düşmesi; kısacası göz önünde soyması, soyunması, giymesi, giyinmesi yeterli…
Üretmesine gerek yok, nasıl olsa hatlar sanatçı…
Pardon San-AT cı… Ama bir gün, umuyorum ki çok yakında bir gün, sanatçılar ve sanatseverler, san-atcı ve san-atseverlerden ayrılacaktır…
Bilenlerin bilmeyenlere anlatması için değil, tanımayanların tanıması için işte :
Mehmet Ulusoy…
Rejisör ve oyuncu Mehmet Ulusoy 1942’de İstanbul’da doğdu. Tiyatroya Ayberk Çölok’un teşvikiyle, orta öğrenimini sürdürdüğü Galatasaray Lisesi’nin tiyatro kolunda başladı. Kısa bir süre sonra Ulvi Uraz tiyatrosunda profesyonel oyunculuğa adım attı. İstanbul Belediye Konservatuarı’nda Yıldız Kenter’in öğrencisi oldu. Daha sonra Sermet Çağan ve Muhsin Ertuğrul ile çalıştı.
1963’de Avrupa’ya gitti. Önce Roger Planchon’un yanında sonra Berliner Ensemble’da stajyer oldu. Sorbonne Üniversitesi Tiyatro Enstitüsü’nde öğrenim gördü. Ardından üç yıl Milano’da Piccolo Teatro ve La Scala Operası’nda sergilenen yapımlarda Giorgio Strehler’in asistanlığını üstlendi. Maestro Strehler ile birlikteliği onun hayatında bir dönüm noktası oldu ve sanatında derin etkiler bıraktı.
1968’de İstanbul’a döndü ve “Devrim İçin Hareket Tiyatrosu”nu kurdu. Üç yıl boyunca köylerde, meydanlarda ve grevde olan fabrikalarda sokak tiyatrosu yaptı.
1971’de Paris’e yerleşti. Burada Fransız, Türk ve diğer milletlerden oluşan oyuncularla birlikte “Özgürlük Tiyatrosu”nu (Theatre de Liberte) kurdu. Antoine Vitez ve Peter Brook’un yönettiği oyunlarda çeşitli roller üstlendi.
1972’de Gérard Philippe de Saint-Denis tiyatrosunda sahnelediği “Gelecekten Destanlar” adlı oyun ile ilk yapımını gerçekleştirdi. Büyük beğeni toplaması üzerine oyun Fransa’yı, İtalya ve İsviçre’de temsil etti. Takip eden sene Nâzım Hikmet’in “Sevdalı Bulut”unu sahneye taşıdı. Bu yapım başta Avignon ve Venedik Festivalleri olmak üzere Avrupa’nın çeşitli sahnelerinde 167 kez temsil edilerek büyük başarı kazandı ve FR3 televizyon kanalında yayınlandı. “Özgürlük Tiyatrosu” kısa zamanda Fransa Kültür Bakanlığı’nın parasal desteğini alan en önemli bağımsız tiyatrolardan biri oldu.
1974’te unutulmaz “Kafkas Tebeşir Dairesi” yorumu ve Karl Marx’ın “Das Kapital”inden sahneye uyarladığı “Buzlu Suların Bencil Hesaplarında” adlı oyunları Avignon Festivali’nde Papalar Sarayı’na taşıyarak ününü pekiştirdi.
Fransa’da önde gelen gazeteler başsayfalarını ona ayırıyor, ansiklopediler ve tiyatro kuramı kitaplarında referans olarak gösteriliyor, adına kitaplar yazılıyor, hatta kimilerince Charlie Chaplin ve Buster Keaton gibi oyuncu-yönetmenler ile özdeşleştiriliyordu. Fransa’nın en önde gelen sağcı gazeteleri ve eleştirmenleri bile “tiyatro, izleyicisine hiç bir zaman bu kadar yakın olmadı” diyecek kadar onun dehasını övüyordu.
1975-76 senelerinde Sorbonne Üniversitesi’nde tiyatro hocalığı yaptı.
1976’dan günümüze kadar sahneye koyduğu, aralarında “Macbeth”, “Benerci Kendini Niçin Öldürdü?”, “Yaşlı Adam ve Deniz”, “Kongo’da Bir Sezon”, “Ortadirek”, “Simyacı” ve “Kibarlık Budalası”nin bulunduğu 22 oyun, Avrupa ülkeleri ile birlikte Makedonya, Kıbrıs ve Lübnan’ın önde gelen pek çok tiyatro mabedi ve festivallerinde temsil edildi. Ulusoy, bu yapımlarda Aimé Césaire, Roland Topor, Yaşar Kemal, Ataol Behramoğlu, Kuzgun Acar, Metin Deniz, Yüksel Arslan, Saim Bugay, Mehmet Güleryüz, Michel Launay, Kudsi Ergüner, Arlette Bonard, Genco Erkal, Ayla Algan ve Ayberk Çölok gibi sanatçılarla çalıştı.
1990-94 arası Paris Ulusal Konservatuarı Tiyatro Bölümü’nde ders verdi.
1999’da Balkan Savaşı sırasında Üsküp Milletler Tiyatrosu’nda Türk, Arnavut, Makedon ve diğer milletlerden oyuncularla birlikte Jordan Plevnes’in “RRR” adlı oyununun provalarını yürütüp sahneledi.
2000’de Fransa’da sahneye koyduğu son oyun olan “Topor-Party” yaklaşık iki yüz temsil gerçekleştirdi ve o sene Avignon Festivali’nin kapanış oyunu oldu. Fransa’da eleştirmenler bu yapımı yılın en iyi oyunu seçti.
Sinemada da emek veren Ulusoy, 1976’dan itibaren sırasıyla “Gloria Mundi”, “Le Marginal”, “Kız Kulesi Aşıkları” ve “Osveta”nın yanı sıra rollerini Tchéky Karyo ve Monica Bellucci ile paylaştığı “Sudan Çıkmış Balık Gibi” adlı filmlerde oynadı.
Şehir Tiyatroları’nda 1998’de “Kibarlık Budalası”, 2001’de de “Woyzeck” adlı oyunları yönetti.
Sanatçı 2001 yılından itibaren Devlet Tiyatroları kadrosuna dahil oldu. İstanbul’da “Benerci Kendini Niçin Öldürdü?”, Ankara’da “Şeytanlar” ve Antalya’da “Topor-Party”yi yeniden sahneye koydu. “Benerci Kendini Niçin Öldürdü?” oyunu ile 6. Afife Tiyatro Ödülleri En İyi Yönetmen ödülünü aldı. Erasmus’un “Deliliğe Övgü” adlı eserinin uyarlaması üstüne çalışırken, akciğer kanseri teşhisiyle tedaviye başlandı.
“Benerci Kendini Niçin Öldürdü” oyununun Nisan 2005 Paris turnesinde rahatsızlanıp hastaneye kaldırılan ünlü yönetmen akciğer kanseri teşhisiyle tedavi gördüğü sırada kalbine yenik düştü.
Unutmadan Fransa’da Fransızlar tarafından hakkında kitap yazılmış üç Türk var:
Mustafa Kemal ATATÜRK
Nazım Hikmet
Mehmet Ulusoy
Bence bunu da bilmenizde fayda var. Teşekkürler Mehmet Ulusoy, özür dileriz Mehmet Ulusoy…