Ashua Haber
Uzaylı gördük!
70’lerde çekilen görüntüleri inceleyen uzmanlar ‘Bazı nesneler ortaya çıkıp kayboluyor’ dedi ...
Blackberry tepe teklak
iPhone’la Google’ın Android sistemi vurdu, Blackberry cephesi yenilikte gecikti, sistemleri göçtü. Borsada kötü günler sonrası hissedar baskısı sonuç ...
Anonymous Facebook a saldıracak
Protestocu hacker grup Anonymous, 28 Ocak’ta Facebook’a bir saldırı düzenlemeyi planlıyor...
Dünyanın en büyük ikinci üreticisiyle ortak oldu
Anadolu Efes'in dünyanın en büyük ikinci bira üreticisi SAB Miller'la stratejik işbirliğine gideceği anlaşmada son imzalar da atıldı....
Televizyon yarışmalarının büyük soygunu
Televizyonlarda yayınlanan yarışma programları çeşitli oyunlarla vatandaşları telefonlara yönlendirip büyük ekonomik kayıplara uğramasına neden oluyor...
Kadın Olmak...

Kadın Olmak...

 
Yazar : Oytun Çölok
Bugün haber sitelerine düşen bir haber ve bir röportajı sizlerle yorumsuz olarak paylaşmak istiyorum. Lütfen yorumları siz yapın... Dünya’da herkesten önce demokratik haklarını elde eden ey siz ATATÜRK kadınları; Dünya Kadınlar Gününüz kutlu olsun...


12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Kar eriyecek cesedi aranacak... 

 

Bir fotoğrafı bile olmayan Sariye zorla evlendirilmişti ama...

 

Bahar geldi, karlar eriyor. Kardelenler açıyor. Hakkârili Sariye’nin ‘ailesi tarafından’ gölete atılıp kar altında kalan cansız bedeni de karların erimesini bekliyor.

 

Bir fotoğrafı bile olmayan ve 18 yaşındayken, Temmuz 2009’da öldürülen Sariye’nin öyküsü, ailesi tarafından zorla evlendirilmesiyle başladı.

Evlendirildiği gün, sevdiği adamla Yüksekova’ya kaçtı. Babası Abdullah Çetin ile amcaları Fuat, İsmet ve Ramazan, Sariye’nin peşinden gitti, genç kızı buldu. İddiaya göre, evine getirilen ve o gece “ölüm” kararı verilen Sariye’yi, o günden sonra bir daha gören olmadı.

 

Baba ve amcaların cep telefonu sinyal bilgilerini araştıran ve genç kızın yakalandığı akşam Yüksekova’da olduklarını belirleyen Başsavcılığın takibi, araştırmayı Sülük Göleti’ne yönlendirdi. Sariye’nin babası ve amcaları gözaltına alınıp sorgulandıktan sonra tutuklandı. İfadeleri, Sariye’nin namus cinayetine kurban gittiğini ortaya koydu.

 

Cep telefonu sinyallerini ve ifadeleri değerlendiren savcılık, Sariye’nin öldürülerek cesedinin Sülük Göleti’ne atıldığı düşüncesiyle gölette üç gün arama yaptı. Ama ekipler cesede ulaşılamadı. Savcılık, tepelerdeki metrelerce karın erimesinden sonra aramaya devam edilmesine karar verdi.

 

Cesedin bulunması, sadece Sariye’nin bir mezarı olmasını değil nasıl ve kim tarafından öldürüldüğünün açığa çıkarılmasını da sağlayacak.

 

Ve 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün kutlanacağı bugünden itibaren, aramalara ne zaman başlanacağına karar verilecek.

 

 

 

 

Bir günde 70 kişiye satıldım 

 

Sıradışı bir yaşam öyküsü...

 

Baştan söyleyelim; bu söyleşi 8 Mart Dünya Kadınlar Günü geleneksel medya şenliklerine uygun değil. Söyleşi konuğumuz Ayşe Tükrükçü, “Tek taşımı da aldım, kariyer de yaptım” içerikli demeçler vermiyor. Bir holdingin üst düzey yöneticisi ya da Harvard Üniversitesi’ni bitirdikten sonra aile şirketinin tepesine geçmek yerine idealleri uğruna (!) organik ürünler yetiştirmek için Güney sahillerine yerleşen postmodern kapitalist, röfleli, hippi bir kadın da değil.

 

Ayşe Tükrükçü, dokuz yaşındayken öz amcası tarafından tecavüz edilen, 23 yaşında yaptığı ilk evliliğini dayak ve kayınbirader tacizi nedeniyle noktalayan, takibinde evlenmek üzere olduğu kişi tarafından Mersin Genelevi’ne satılan, nakil edildiği yedinci şehrin genelevinde bir müşterisiyle evlenebilmek için 877 kez daha kendini satan eski bir seks işçisi. Buradaki “eski” sıfatı onun için değerli. Çünkü hatırlayanlar olacaktır; Tükrükçü’nün 2007 genel seçimlerinde İstanbul 2. Bölge’den milletvekili adayı olduğu günlerde bu “eski” sıfatı kimileri tarafından görünmez olsa da o seçim bölgesinden 196 oy almış, tekrar “yeni” bir hayat kazanmıştı.

 

Tükrükçü, bugün 2010 Avrupa Kültür Başkenti İstanbul’un genelevler “başkenti” Zürafa Sokak’ta son bulacak bir protesto yürüyüşü yapacak. Sebebini şöyle açıklıyor; “Genelevlerin en yoğun olduğu saatte orada olmak istedik ki hiç değilse bizim trafiğimizden bir iki müşteri az olsun Kadınlar Günü’nde.”

 

Tanıdığı evlere gündeliğe giderek, bildiği lokantalarda bulaşık yıkayarak para kazanan, Şefkat Derneği, Hayatı Çalınmış Hayatsız Kadınlar Komisyonu Başkanı Ayşe Tükrükçü, www.t24.com.tr için anlattı; Kadınlar Günü’nü, kim, neden, nerede, nasıl kutlamaz?

 

 

 

 

2007 genel seçimlerine bağımsız aday olarak katılmış ve 196 oy almıştınız. Bugün Kadınlar Günü vesilesiyle protesto için Zürafa Sokak’a gideceksiniz. Kaç kişi olacağınız umurunuzda mı?

 

Değil elbette.

 

Neden?

 

Çünkü büyük olasılılıkla sokağın kapısında tutulacak ve içeri alınmayacağız zaten. Sonra nasıl o 196 oy benim için binlerce kişi demekse, bu protesto yürüyüşü de öyle olacak. Düşünsenize ilk kez Kadınlar Günü’nde genelev kapısına gidecek ve oradaki arkadaşlarımıza onların hakları için uğraşan birileri olduğunu hatırlatacağız.

 

Kimler yürüyecek sizinle?

 

“Eğer daha önce genelevde çalışan başka kadınlar da yürüyecek mi?” diye soruyorsanız, hayır. Şefkat Derneği, Emekçi Hareket Partisi, seçim döneminde beni tanıyan duyarlı anneler, kadınlar, öğrenciler, Galatasaray’da buluşup Zürafa Sokak’a kadar yürüyeceğiz. Unutmadan akşamüzeri saat altıda buluşacağız, bu saati de özellikle seçtik.

 

‘Protesto için Zürafa Sokak ve akşam altıyı seçtik çünkü…’

 

Özel bir anlamı mı var?

 

Genelevlerin en yoğun olduğu saatte orada olmak istedik ki hiç değilse bizim trafiğimizden bir iki müşteri az olsun kadınların bugününde.

 

Sizin hafızanızda genelevde geçirdiğiniz 8 Mart’lardan bir kare var mı?

 

Aslında doğru olan şu; biz orada doğum günümüzü, cenazemizi, ailemizi unuturuz. 8 Mart’larda da genelevde hayat, genelevi hayatıdır. Hiçbir şey fark etmez.

 

Bir şeylerin farklı geçtiği günler olmaz mı?

 

Olmaz mı; mesela her zamanki yoğunluğun üstüne çıkıldığı çok yoğun günler olur.

 

‘Bayramlar, asker sevkiyatı, maç günleri genelevin en yoğun olduğu günlerdir. Bir günde 70 kişiye satıldım’

 

Hangi günlerdir bunlar?

 

Bayram günleri, asker sevkiyatının olduğu zamanlar, seçim dönemleri, miting günleri ve futbol maçlarının olduğu gündüzler. Bunlar çok yoğun zamanlardır. Özellikle küçük şehirlerde ( Ayşe Tükrükçü, Mersin, Eskişehir, Gaziantep, Konya-Ereğli, Bursa, Adana, Kütahya’daki genelevlerde çalışmış) bir maç oynanıyorsa, o maçı izlemek için otobüslere doluşup o şehre gelen birçok erkeğin sorduğu ilk şey şudur: “Genelev nerede?” Sürülerce erkeğin akın ettiği böyle bir günde, 24 saatte 70 kişiye satıldım. Nasıl unutursunuz; bunu yaşayan bilir.

 

‘En seyrek gün nüfus sayımı zamanıdır ama genelevi kafasına koyan erkeğe o da fark etmez’

 

Şunu düşünmek yersiz değil o halde; nüfus sayımı yapıldığı günler genelev çalışanları için “bayram günü” sayılabilir mi?

 

(Gülmek ve ağlamak arasında ama gür bir sesle cevaplıyor) Doğru, sayım günleri en seyrek zamandır ama genelevi kafasına koyan erkeğe hiçbir şey fark etmez. 1995 nüfus sayımında Adana’da bir evde çalışıyordum. Oraya nüfus memurları geldi mi sanıyorsunuz? Nüfus sayımlarında bu kadınlar sayılıyor mu sizce? Her nedense sayım bölgesinde genelev olan memurlar hep kadınlara denk gelir. Kadın memurlar da geneleve giremez. Genelevlerde gerçek bir sayım yapıldığına beni kimse inandıramaz. Orada kaç kişi çalışır, yaşar; bu bilinmez. “Sermaye” bile bilmez bunu. Bakın resmi kayıtlara göre şu anda Türkiye’de 61 genelev var, peki gerçekten kaç kadın var orada; bilmiyoruz. O kadınlar orada nasıl bir muamele görüyor; devlet bunu umursuyor mu, öğrenmek istiyor mu gerçekten? Toplum, “Onlar da kötü yola düşmeseydi canım?” demeden o kadınların oraya nasıl satıldıklarını ve daha sonra neler yaşadıklarını duymaya gönüllü mü? (Susuyor)

 

‘Mesai saati sabah 10, akşam müşteriler bitene kadar’

 

Buyurun, genelevde çalışan kadının bir gününü anlatın…

 

İki buçuk yıl çalıştım ben. Benim için 25 yıl demekti. Ayık kafa ile çalıştım ben. Unutmadan, sarhoş olmadan. Genelevde ayık kafa ile çalışmak zordur, bitmez; hatırlarsınız. Ben yaptım bunu. Ayık çalıştım. Çünkü dokuz yaşında uğradığım tecavüz… Kendinde olmayan bir sarhoş yaptı önce bunu bana. Ama ben sarhoş olmadım, uyuşturucu kullanmadım. O yüzden seçilmek için beklerken, o yerlerde kafayı bulmadan durdum. Camın önünde kadınlar, memesini gösteriyor, bacağını açıyor. Hapsız, uyuşturucusuz, içkisiz olanlar ve “Gel canım” diyenler yok mu; var. Ama çoğunluğun kafası iyi, çünkü ancak öyle katlanıyor. Ters ilişki isteyen, hakaret isteyen, şiddet uygulamak isteyen, hepsi var. Biliyor musunuz; tamamen ters ilişki için çalışan kadınlar var. Neden? Çünkü o kadar çok doğum yapmışlar ya da doktor kontrolünde hiç doğum yapmamışlar ki kadınlık organlarını kullanamıyorlar. Patron, “sermaye”sini yine de işletiyor; “O zaman ters ilişki için çalışsın!” Senenin 12 ayı, günde 15 saat işte burada çalışmak! Uyuduğu odada iki yatak var. Birinde uyuyor, diğerinde çalışıyor. Bu kadınlar böyle yaşıyor. Sabah 10’da kapılar açılıyor, akşam müşteriler bitene kadar. Artık kaçta biterse?

 

 

‘Bir kişiyle beraber olmanın karşılığı 7,5 lira’

 

Birlikte olduğu müşteri sayısına göre mi kazanıyorlar?

 

Fiks vizite ücreti üzerinden hesaplanır. Vergi levhasını unutmayın, resmidir, asılıdır. Markalar da paradır.

 

Bağışlayın; vizite ücreti ne kadar?

 

Seçim döneminde, 2007’de, bize gelen telefonlardan biliyoruz, İstanbul’da Zürafa Sokak’ta vizite 25 liraydı. Şimdi olsun, 35 lira. O 35 liradan o arkadaşın eline düşecek para en fazla 7,5 liradır. Yani bir kişiyle beraber olmanın karşılığı 7,5 lira. Yani 20 kişiyle birlikte olursa 150 lira. O da eline geçerse.

 

Para yerine marka mı kullanılıyor?

 

Şöyle, müşteri seni beğeniyor. Odaya çıkıyorsun, parayı alırken, “Soyun sen, ben geliyorum” diyorsun. Aldığın vizite parasını kasadaki vekile (Genelev sahibinin yardımcısı-kasayı bekleyen kişi) veriyorsun. Vekil parayı alınca marka verir. Biz ise akşam kapanışta markaları teslim ederiz. Kaç marka verdiysen, vekil hesaplar, karşılığını verir. Tabii ağzı da boş durmaz, 24 marka verdiysen, “Seda (Tükrükçü’nün genelevde çalıştığı sırada kullandığı isim) kendine çeki düzen ver” diyerek uzatır parayı. Bu bir ihtardır.

 

Kaç marka ihtar almaz?

 

 

Doymaz gözleri.

 

 

Günde 25 kişiyle yatarsanız sakindir’

 

Oradaki kadın için kaç marka sakin geçen gündür?

 

Günde 25 kişiyle yatarsanız sakindir.

 

 

Bayram günlerinde nasıl olur markalar?

 

Dedim ya, bayramlar en yoğun zamanlardır. Komik, şimdi gülüyorum ama siz düşünün şunun bedelini, ne dini bayram, ne milli bayram, ne de senelik izin tatili. 12 ay, her gün 14 saat! Şimdi biz, hiç değilse “Kadınlar Günü’nde genelevleri kapatın” desek ne olur; kapıda bekleyen polis o gün rüşvet alamaz. Devlet de bir günlüğüne bile orayı kapatmaz ki “vergi sayacı” durmadan işlemeye devam etsin! Peki gelelim işin başka noktasına, oradaki kadınları kanunlar mı koruyor yoksa bu kadınların geliştirdikleri usuller mi?

 

Hangi şık daha gerçekçi?

 

Gerçek şık, rahmetli Nurten Kaşıkçı ablamızın şeker tedavisi. Zeytinyağına batırdığın kesme şekeri gece uyumadan önce rahmine yerleştirmek! Sabah daha az ağrın olsun, rahmin yumuşasın, müşteriye çıkabilesin diye. Şimdi gelelim yasalara. Yasayı (Genel Kadınlar ve Genelevlerin Tabi Olacakları Hükümler ve Fuhuş Yüzünden Bulaşan Zührevi Hastalıklarla Mücadele Tüzüğü 1961’de yayımlandı) koydun, “Regl döneminde çalışmak yasak” dedin. Biz niye kanamalı çalıştık o zaman? Yasayı koydun, “Sigorta yapılacak” dedin. Geneleve giriş ve çıkış tarihimi vesikayla resmileştirdin. Neden sigortam ödenmedi? “Korumalı çalışılacak” dedin, neden sekiz defa kürtaj oldum, neden kürtaj masasından kalktıktan hemen sonra müşteriye sunuldum? “Bu kadınlar düzenli olarak resmi muayeneye gidecek” dedin, neden ben hiç tedavi görmedim. Bırakın frengiyi AİDS’li olarak devletin resmi genelevinde çalışan arkadaşlarımız var.

 

‘Genelev hiyerarşisindeki 2P, patron da vekil de pezevengim demez’

 

Bu şıklara neden olan genelev hiyerarşi nasıl işler?

 

Genelev hiyerarşisi nedir; önce 2P. Ne patron, ne de vekil “Ben pezevengim” demez. Ondan bu 2P’nin birinin adı patron, diğerininki vekildir. Kadının oradaki konumu ise orospu olmaktır. Kadın değilsin, cinsiyetin yok, orospusun. O da cinsiyetsiz bir şey, sermaye.

 

Müşteriler için de cinsiyetsiz bir “şey” olma geçerli midir?

 

Bakın ben şuna senelerce ağladım; anlatayım ne olduğumuza, onların ne olduğuna siz karar verin. Adam “Allah kurtarsın” diyor sonra benimle yatıyor. Ya da o beş dakikalık işlemden sonra merak ediyor: “Nasıl orospu oldun?”

 

Bu soruyu “Nişanlım sattı” diyerek cevaplarsanız?

 

“Bu nasıl erkeklik?” diyerek erkekleşenler olurdu! Ne erkekleşmek ama! Genelde cevaplamazdım bu soruları. Çünkü bir de şey var; soru aynı ama soranın yaşına göre değişir: “Abla buraya nasıl düştün? Teyze ne zamandır buradasın?”

 

‘70 yaşındaki hayat kadınının vizitesi 10 lira’

 

Maksimum yaş nedir genelevde çalışan kadınlar için?

 

Nurten Abla 70 yaşındaydı, nur içinde yatsın. Çalışıyordu. Kimdi onun müşterileri; 80 yaşında, 90 yaşındakilerdi. Şaşırmayın. Böyle. Normal vizite 35 lira ise 70’liklerin, 60’lıklarınki 10 lira olur, 15 olur.

 

‘Kadın ve Aileden Sorumlu Bakan, Zürafa Sokak’ı denetlesin’

 

Ya kadın patronlar?

 

Onlar süstür. Gerçek patron bellidir; erkek. O kadın patronlar eski “sermaye”dir. Ya da patron şöyle düşünür; “Ben ortada olmayayım, bu hem kızları içeride denetlesin, hem de bana çalışsın.” O kadın patronlar da, kadınlar da horlandıkça erkekleşir. Kadını sormayın, kadın filan yok orada. Yeri geliyor 80 yaşında adam, yeri geliyor 16 yaşında çocuk seninle yatıyor. Kadınlığını sata sata o duygu bitiyor. Kadın olduğunu hissetmiyorsun. Bacağını açıyorsun, süresi beş dakika. Sonra git yıka oranı, sonra yine. Satıldın, direndin, tecavüze uğradın, satıldın, kaçtın, dayak yedin, kaçtın. Sonra? İş başvurusunda bulunduğunda, en son çalıştığın yer sorusuna “genelev” diyemiyorsun. Dediğin zaman yine aynı şeyler sırada. Ya kapının önü ya da şansını bir başka şekilde denemek isteyen “işveren”. Vesikam olduğu için ailem beni istemiyor. Ben 1993 yılında 240 milyon liraya satıldım. O zaman Mersin’de bu para Pozcu semtinde iki ev ve bir de Tempra araba ediyordu. Benim, kadın olarak 17 yıl önce Türkiye’deki değerim buydu. 240 milyon! Ne para, ne para! Şimdi diyorum ki, Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı, hadi Zürafa Sokak’a bir baskın yapın, denetleyin. Avrupa’nın kültür başkenti İstanbul’daki, oradaki kadınlar neler anlatacak? Devletin yasaları nasıl uygulanıyor genelevlerde?

 

‘Kadınlar ve erkekler arasındaki fark: Kadınlar genelevlere o erkeklerle yatmaya gitmez’

 

Ayşe Hanım, cevaplarınızda tanıklıklarınıza dayanan sorularınız oldu konuşmamız boyunca. Yüzyıllardır var olan bir sektör fuhuş. “25 yıla denk 2,5 yıl çalıştım bu sektörde” dediğiniz o hayatta şu soruya bir cevap buldunuz mu; kadın ve erkek arasındaki fark nedir?

 

Tanık olduğum, bulduğum cevap ne biliyor musunuz; hiçbir kadın, genelevlere öyle şartlarda yaşayan, var olan erkeklerle yatmaya gitmez. Gitmemişler hiç. Fark bu. Ben feminist arkadaşlara da hep diyorum; erkeklerden nefret edecek olan bir kişi varsa o da benim. Ama etmiyorum, babama aşığım. Hayatta olmayan babamı seviyorum.

 

Bir şansınız daha olsa yine dünyaya gelecek olsanız?

 

Kadın olmak isterim.

 

Neden?

 

Gerçekten kadın olarak yaşamak için. Tecavüze uğramadan, satılmadan, dövülmeden, yaşamak için. Şunu da yazın, “Orospuya bak geçmiş karşımıza ağlıyor” diyenler için. Resmi kayıtlar diyor; Türkiye’de 61 genelev, 32 devlet sığınma evi var. Sığınma evi sayısı insanların kulağına az mı geldi, soralım; 61 çok mu? Devlet buradaki kadınları en son gerçekten ne zaman saydı?

 

(Selin ONGUN / T24)

 


Diigo Diigo Digg Digg Newsvine Newsvine Technorati Technorati
Del.icio.us Del.icio.us Facebook Facebook Reddit Reddit Jumptags Jumptags
Simpy Simpy StumbleUpon StumbleUpon Slashdot Slashdot Propeller Propeller
Furl Furl Yahoo Yahoo BlinklistBlinklist Google Google
 
YORUM YAPIN SÖZ SİZDE!
esnaf
yok saymak
işimize gelmeyeni, gözümüzün önünde olmayanı, hoşumuza gitmeyeni yok saymak o şeyi yok etmiyor. Helal olsun Ayşe Hanıma. Ben utandım . Devlet utanmadı.
Gündüz Saka
gunduz@mcm-turkuaz.com
Bu yazı ve söyleşi için sizi kutluyorum. Seda'ya saygı duyuyorum.
güneş
yazık...
bizler bu özel günlerin saçma kutlamaları ve yıkama yağlamaları ile uğraşırken gerçek şu ki birileri çok fena paralanıyor.kim olursan ol gücünü teslim ettiğinde çok kötü sömürülüyorsun.toplumu,insanları bir birey olarak kendi olarak ve kendi gücünü ele alarak yaşaması öğretilmeli...nerde devlet nerde millet sloganından vaz geçelim.


Adınız (Yorumda görünecek) :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu :    
 

Diğer Oytun Çölok Yazıları

 
Türkiye geneli yol durumu hakkinda güncel bilgiler
 
Salya Lez
Komik Kamera Şakası
Galatasaray Çıldırın
[ Tümünü Göster ]
 
Lütfen haber arşiv tarihi seçiniz.
 
Diger anketlerimiz için tıklayın...
© Copyright Mcm Turkuaz AŞ.
Her hakki saklıdır.
Webmaster: Burak ÖZCAN