GİRİZGÂH ve GEREKÇE:
Yok yok utanır biraz insan!
Canım hiç olur mu böyle bir şey!
Bir iki satır olsun yazılır!
Aylar geçmiş, köşe yazısı yenilenmemiş!
Cık cık cık!
Eh, o zaman lâfı uzatmamak lâzım, hemen kaleme kuvvet yazmak lâzım.
GECE BENZİNCİDE
Saat çoktan gece yarısını geçmiş.
Bizim benzin dibini bulmuş, bize benzinci yolları görünmüş.
İşte ordayız. Arabanın içinde benzinin dolmasını bekliyoruz.
İleride, az ileride bir Murat 131... Yo yoooo!!!!
İleride, az ileride İKİ Murat 131...
İçinde, çevresinde bıçkın delikanlılar...
Bir olağan üstü hal var ama...
Derken olağan üstü hal, bıçkın delikanlılar arasından görünüyor.
Normalde bıçkın olduğu belli olan, ama o dakikalarda bıçkınlığından çok şey kaybetmiş olan bir delikanlı arkadaşları tarafından karga tulumba sırtlanılmış, suya götürülmeye çalışılıyor.
Sarsıyorlar olmuyor...
Çekiştiriyorlar olmuyor...
Konuşuyorlar, zaten olmuyor...
Bıçkının “bıçkın” bölümü tamamen kaymış, belli bir hava yaratmak amacıyla giyildiği belli olan düşük belli pantolon, gömlek bedeninden kaymış, geriye sefil bir hal kalmış...
Arkadaşları gülüyor...
Çocuk hiçbir şeyin farkında değil, kendisine gülündüğünün de...
Kolunu başını kaldıracak mecali yok zaten. Arkadaşları gülüşmeler arasında ipli kuklaymışcasına hareket ettirmeye çalışıyorlar.
Bir sonraki sahnede oğlanı taşımaktan vazgeçmişler arabayla suyun yanına gitmişler.
Yanlarından geçerken, çocuğun başından suları boca ettiklerini görüyoruz.
Gülüşmeler...
Oğlan sefil, kendinde değil, kafasını kaldırmaya çalışırken su tekrar kafasından boşalıyor.
Bıçkın delikanlıları arkamızdan bırakarak ayrılıyoruz oradan...
Oğlanın hali gitmiyor gözlerimden.