Birkaç gündür tatildeyim, Ayvalık Altınova'da. İki senedir tatil yapmamış biri olarak tatilin her gününü değerlendirmeye ve iyice dinlenmeye karar vermiştim. Hatta yazı bile yazmayacaktım ama dayanadım. Öyle ilginç kişiler ve olaylarla karşılştım ki yazmadan duramayacağım...
Önce deniz ve denize girenlerle başlayayım. Denize oldukça yakınız. Nedense ilk gün özlediğim halde denize girmek gelmedi içimden. Belki de yorgunluktan olsa gerek evde kalmayı ve bahçenin tadını çıkarmayı tercih ettim. Çocukların israrı ile ikinci gün denize gittim ve şaşırıp kaldım. Deniz kıyısı tamamen değişmiş, küçük koyların arasındaki kayalar temizlenmişti. Önce sevindim ama denizin insanlar tarafından yapılan bu değişime verdiği tepkiyi görünce de keyfim kaçtı. Bir sıra taştan sonra kumluk olan ve hiç yosun bulunmayan denizimiz garip bir hale gelmiş, taşlık alanın yeri değişmiş ve yosunlanmış. Bunda üç dört sene önce yapılan mendireklerin de etkisi var. Her neyse, bunlar bahane olmamalı yüzmeye kesin kararlı olan kişiye...
Ben yıllardır bu eve gelir ve iyi kötü yüzerdim. Hatta alıştıktan sonra epey derine gitmeye de başlamıştım. Tek korkum yosundur. Yoksa deniz anası bile engel değildir bana. Bir sene acayip iri ve mor olanlardan basmıştı denizi ama ben yüzmeye devam etmiştim. Şimdi denizi ve tatili çok özledim deyince keyifle yüzdüğümü sanabilirsiniz. Oysa sırıtarak girdiğim denizde var olan yosunları gördüğüm an bir şamandıraya dönüştüm. Hareketsiz ve ne yapacağını bilemez bir ifadeyle kalakaldım denizin kıyısında. En fazla iki üç kulaç ancak atmışımdır. Oğlum ve yeğenim ne kadar uğraşırlarsa uğraşsınlar ben şamandıralıktan yüzmeye geçemedim... İçimden bir çığlık yükseliyor “Ben denizimi geri istiyorum” diye... Sonra duydum ki bizim bu taraflar yine iyiymiş. Biraz ileride kumların arasından inşaat molozu çıkan ve güzelim kumsalı kullanılamayan siteler varmış.
Her neyse, ben denize girenleri anlatmaya devam edeyim. Şamandıra olarak denizde yerini almış biri olarak gözlem yapma şansım fazlasıyla oldu. Oğlum ve yeğenim bana denizi yeniden sevdirebilmek için paralanıp durdular. Karşımızda olan mendireğin önünde kumsal bir alan olduğunu söylediler. Keyifle yüzdüler oraya doğru. Sonra kayaların üzerine çıkarak bana el salladılar. Pek keyifli görünüyorlardı ama kısa bir süre geçtikten sonra ikisinin de suratı değişmeye başladı. Ben ne olduğunu anlamaya çalışırken onlar kayaların üzerinde yürümeye başladılar. Keyifle yürüyorlar zannettim. Sonra mendireğin diğer ucundan denize indiler ve bana yeniden el sallamaya başladılar. Önce sakin sakin yüzdüler ama sonra aniden aşırı hızlı bir şekilde bana doğru gelmeye başladılar. Meğer kayalara tırmandıktan sonra aşağı inememişler. Çaresiz diğer uca doğru yürümüşler. Denize ulaştıklarında her yeri kum zannederek atlamışlar ve bacaklarına yosunlar değmeye başlamış. Sürat yapmalarının sebebi de buymuş...
Ben yüzmekten vazgeçtim ve kumsalda oturmaya başladım. Yanıma bir hanım geldi. Mayosu herhalde gençliğinden kalmış olmalıydı. Paça lastikleri hiç kalmamıştı ama diğer bölümleri hala idare edebilir durumdaydı! Hanım tüm mal varlığını takıp takıştırmış gibiydi. Her halde evde bırakmak istememiş olmalı diye düşündüm. Nedense bana ters ters bakarak eşyalarını topladı ve gitti. Denize giren bir çift, güneşlenmek için kumsalda yerlerini aldılar. Kısa bir süre kaldılar ve devamlı kavga ettiler. Adam hayattan bıkmış bir kıvama geldiğinde karısı “Bu kadar yeter, hadi eve...” dedi. Adam hızla hazırlandı kadını kızdırmamaya çalışır gibi. Kadın “Ne oldu, yoksa hazır mısın?” dedi. “Evet” cevabını aldıktan sonra ise yavaş yavaş hazırlanmaya başladı. Saçlarını taradı, topuz yaptı, çözdü, yeniden taradı... Ve bu işlem oldukça uzun bir süre devam etti. En sonunda “Amaaan boş ver. Nasıl olsa evde duş yapacağım.” dedi. Sonra sıra giyinmeye geldi. Mor bir uzun elbiseyi giydi, yakasını düzeltti dakikalarca. Sonra çantasını aldı. Çantadan çıkardığı bileziği koluna taktı ve söylenmeye başladı. “Ufff bunca çaba boşuna. Nasıl olsa evde duşa gireceğim...” Adam çaresizce etrafına bakınmaya devam etti. Kadın “Hadi yürü” dediğinde de komuta uyarak yürümeye başladı...
Ben bir kere daha girdim denize ama nafile... Ben sırıtık bir şamandıra olarak kalacağım bu gidişle...
Diğer yazıda görüşmek üzere, sevgiyle...