İyi insan… Çok iyi insan… İyi insanlar… İyi mi bu insan? Bu iyi bir insan mı? Ya da; ben iyi bir insan mıyım? Bu soru çok uzun zamandır düşündürüyor beni.
İyi insanı ben şu şekilde anlıyorum. Evrensel ahlak kurallarına uyan, çevresine zarar vermeyen, yardımsever, kötülük düşünmeyen, başkalarının isteklerine azami uyum sağlayan, saygılı, dürüst, güvenilir, şevkatli, sevgi dolu, gücü ile insanları ezmeyen, kararlı, bilinçli, başkalarının var oluş haline saygı duyan, yargılamayan ve tüm bu özelliklerini insan ayırt etmeden herkese eşit uygulayan bir insan olarak anlıyorum.
Tüm bunları düşünürken yan gözlede kendime bakıyordum. Acaba ben bu kriterlere göre nasıl bir insanım? İnsanın kendisini başkalarının önünde yermesi olağan bir şey oluyor ancak övmesi hoş karşılanmadığı için kendimle ilgili analizlerimi söylememe hakkımı kullanıyorum. Daha doğrusu çok açık olmak biraz sıktı.
“İyi insan bir gün tek başına ormanda yürüken “ diye başlayan masalımsı başlangıç yerine ‘iyi insanı’ bizim yaşam şartlarımızda izleyelim. Binbir karmaşanı yaşandığı, rekabetin, hırsın, ahlaksızlığın, saygısızlığın düzenbazlığın, sevgisizliğin yaşandığı ortamda düşünelim.
Ayrıca, yukarıda saydığım kriterleri değerlendirirken çevremizde çok sayıda insanla konuyu ele almak sorun yaratabilir. “Hangi kriter kime ne kadar uygulandı?”, “Oldu mu, olmadı mı?” gibi belirsiz bir sürü durum ortaya çıkabilir. Bunun için çevremizdeki tüm insanları da oyun dışı bırakalım. Onlarla ilgili değerlendirme yapmayalım.
Bu durumda geriye bir kişi kalıyor. O kişide “kendimiz.”oluyor. Böylece değerlendirme daha kolay ve doğru yapılabilecek. Çünkü bütün veriler elimizde. Kime neden, nasıl davrandığımızı, ne düşündüğümüzü tüm boyutları ile görebiliriz.
Kısaca başkalarına nasıl davrandığımızı bırakalım.
Şimdi söyleyin bakalım sizler kendinize nasıl davranıyorsunuz?
Bu kriterleri başkalarına uygulamak kolay. Ancak kendimize uygulayabiliyor muyuz? Uygulamıyorsanız siz kendinizi insandan saymıyor musunuz?
Elbette değil. Ama genelde yapılan bu oluyor.
Eğer; biz kendimizi sevmiyor, başarılı görmüyorsak, bizi sevsinler ve onaylasınlar diye başkalarına taviz verip öncelik sırasına kendimizden önce yazıyorsak, kısacası kendimizi ezdiriyorsak…
Nereye gitti bizim iyi insanlığımız?
Herkese saygı gösterip kendimize saygı duymuyorsak, acımasızca eleştirip yerden yere vuruyorsak, biz iyi insan mıyız?
Kızdığımız, hatta sevmediğimiz insanlara rol yapıp seviyormuş gibi yapıyorsak, birisini kandırmıyor muyuz?
Kendimizi sevmeyip her seferinde suçu kendimizde buluyorsak, en başta kendimizi yargılıyorsak, nerede bizim iyi insanlığımız…
Karakterimizi, boyumuzu, kaşımızı, gözümüzü, göbeğimizi beğenmeyip sıklıkla eleştiriyorsak,
Başkalarının istemediğimiz isteklerine ‘hayır istemiyorum’ diyemiyor ve kendimizi ezdiriyorsak,
İnsanların bize saygısızlığını görmezden geliyorsak,
Kendimize, (diğer bir değişle) bir insana saygısızlık etmiş olmuyor muyuz?
Ve tüm bunlar ve daha ötesini kendimize reva görürken kendimizi kandırıyorsak başkalarını kandırmamışız ne çıkar. Bir insanı (kendimizi) kandırıyoruz; bir insana saygısızlık yapıyoruz; bir insanı eziyoruz ve daha bir sürü kötü şey...
Ya biz iyi insan değiliz ya da kendimizi insandan saymıyoruz...