Çoğumuz yalnız olmaktanyakınıyoruz. Şöyle, gönlümüze, kafamıza uygun biriyle tanışamamaktan...
Peki, bir ilişkiye başladığımızda ne yapıyoruz? Yaşadığımız şeyin tadını çıkartıyor, her an şükür ediyor, kıymetini bilerek mutluluğumuza sahip mi çıkıyoruz? Keşke öyle yapsak..!
Genellikle ilişkilerimize sarhoş gibi başlıyoruz. Masallar yazıyor, şarkılar söylüyoruz. Vitesi boşa atıp, kendimizi yokuş aşağı bırakıyoruz ve etrafımızda olan biten hiçbir şey hızımızı kesemiyor.
Mesele, bu sarhoşluktan ayıldığımız an itibariyle başlıyor. Herşey renkli ve eğlenceli görünüyorken gözümüze, birdenbire, olabilecek tüm olumsuz senaryoların başlangıç cümleleri geçmeye başlıyor kafamızın içinden. Ve tabii bu senaryoların senaristleri olan sorgular; “Şimdi ne demek istedi? Aklımdan geçeni söylersem nasıl karşılar? Arkadaşlarım onun hakkında ne düşünüyor? Ya benim istediklerimi görmezden gelirse? Beni yeterince seviyor mu?”
Erkek ve kadının sorgu ve beklentileri biraz daha farklı olabiliyor tabii; “Sürekli beni telefonla aramasından sıkıldım. Arkadaşlarımla rahatça eğlenemeyecek miyim? Seni seviyorum dediğimde ya hemen evlenmek isterse? Ailem onu onaylar mı acaba?”
Herkesin düşünce yapısı aynı değil elbette. Kuruntular, kaygılar, beklentiler vb kargaşaların çıkış noktası ve gelişimi türlü türlü olabilir.
Sözün özü şu; aklımızdan geçip de söylemediğimiz, ertelediğimiz, içimizde bizi kemiren olumsuz senaryolar, daha yaşanmadan bizi saran korkular, düşüncelerimizi öyle kaplar ki, ne kadar yorulduğumuzu anladığımızda ancak farkına varırız durumun vahametini. İçinde bulunduğumuz anın keyfini çıkartacağımız yerde, beynimizde uğuldaşan kalabalık seslerin arasında kısılıp kalırız. Hem kendi keyfimiz kaçar, hem karşımızdakinin...
Daha başlamadan tükettiğimiz ne çok olur güzel başlayan şeyleri.
Ne olacağı, ne olmayacağı o kadar çok ilgilendirir ki bizi, belki sahip olduğumuz güvensizlik ve belki kıymet bilmezlikle, kafamızın içinde dolaşan tilkilerle yorarız ilişkilerimizi. Kim bilir, belki de aynı şekilde, hayatta attığımız diğer tüm yeni adımların da ardı pek hayırlı gelmez benzer yorgunluklarla.
Hayat çok kısa ve kim bilir kaç yeni başlangıç şansı daha çıkar karşımıza bu yorgunlukla? İyisi mi, yol yakınken değiştirmek bu gidişi...