Kahvaltı günün en önemli öğünü olmasına karşın en çok ihmal edilenidir. Sekiz veya 12 saatlik açlıktan sonra vücudun gereksinimi olan enerjiyi sağlayan ilk öğün kahvaltıdır. Çeşitli nedenlerle yapılamayan kahvaltının fiziksel ve zihinsel performans ile genel olarak sağlık üzerine olumsuz etkisi vardır. Ayrıca günlük enerji ve besin ögeleri gereksinmelerinin uzun aralıklar ile ve bir-iki öğünde tüketilmesinin vücutta protein dokusunun azalmasına, yağ dokusunun artmasına neden olduğu ve bu durumun da daha ileri yaşlarda; koroner kalp hastalıkları riskini artırdığı belirtilmektedir.
Kahvaltı zamanında birey açlık düzeyindedir. Açlık durumunda kan glikoz düzeyi en alt düzeydedir. Beyin enerji gereksinimini glikozdan sağlar. Kan şekerinin normalin altına düşmesi durumunda beyine yeterli enerji sağlanamaz. Kahvaltı kan şekeri olarak bilinen glikoz gereksinimi için birinci derecede kaynaktır ve beyine enerji kaynağı sağlar. Deney hayvanları ve insanlar üzerinde yapılan çalışma sonuçları, kan şekerinin yeterli düzeyde olmasının ruhsal durum ve bilişsel gelişimi olumlu yönde etkilediğini göstermektedir.
Kahvaltının içeriği ve tüketim zamanının, kan glikoz, insülin konsantrasyonunu değiştirerek bilişsel gelişimi etkilediği belirtilmektedir. Sağlıklı bir kahvaltı tüketimi akademik başarıyı artırmaktadır. Kahvaltının aritmetik işlemlerde ve dikkat gereken testlerde performansı artırdığı, devamsızlık ve geç kalmayı azalttığı belirlenmiştir.
İdeal bir kahvaltının önerilen günlük enerji ve protein gereksiniminin %25' ini karşılaması öngörülmektedir. Yapılan çalışmalar kan glikoz düzeyini açlık düzeyinin üzerinde tutmada kahvaltının ve özellikle kahvaltının protein içeriğinin önemli rolü olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca proteinlerin doyurucu etkisinin karbonhidratlara ve yağlara kıyasla daha fazla olduğu belirtilmektedir.
Kahvaltı karbonhidratlının yüksek olduğu durumlarda kan şekerinde düşme daha fazla olmaktadır. Yüksek karbonhidratları kahvaltılarda kan şekeri birden yükselmekte, bu durum insülin salgısını artırdığı için kan şekeri, kısa sürede açlık düzeyinin de altına düşmektedir. Bu besinleri içeren bir kahvaltıdan yaklaşık bir saat sonra, kan şekeri ve enerjinin azalması sonucu açlık belirtileri görülmeye başlamaktadır. Bu nedenle diyet karbonhidratının tamamına yakın kısmının kompleks karbonhidrat ( kepekli tahıl ürünleri, sebze, meyve) olmasına özen gösterilmelidir. Posa çiğnemeyi stimüle ederek tükürük ve gastrik sıvı salınımını sağlar, yemek yemek için gerekli zamanı arttırır, gastrik boşalmayı geciktirir, tokluk hissini uzatır, daha az besin tüketimine ve alınan besin ögelerinin sindirilmesinde gecikmeye, dolayısıyla enerjiye dönüşümünde yavaşlamaya ve daha hızlı ağırlık kaybına yardımcı olur. Posanın açlığı geciktirmesindeki etki mekanizması; açlık mekanizmasını düzenlemede rol alan bazı hormonların düzeyini olumlu yönde değiştirmesi ve açlığı hafifletici bazı gastrointestinal hormonların salınımını etkilemesiyle açıklanmaktadır. Ayrıca kan şekerinin ani çıkışının mide boşalma hızı ile de ilgisi olduğu ve yağ oranının yüksek olduğu durumlarda midenin daha geç boşaldığı bildirilmiştir. Kan şekeri, yağı yüksek kahvaltılardan sonra, yüksek karbonhidratlılara göre daha geç ve daha az düşmektedir. Ancak, diyette yağdan gelen enerjinin de %30’u aşmamasına dikkat edilmelidir.
Sağlıklı beslenmenin temeli, besin çeşitliliğidir. Vücut her gün çeşitli besin ögelerine ve diğer sağlıklı ögelere gereksinim duyar. Yiyecek ve içeceklerin çoğu birden fazla besin ögesi içermekte fakat hiçbiri hepsini içermemektedir. Vücudun gereksinimi olan bu ögeleri yeterli miktarda almak için kahvaltı dâhil her öğünde dört ana besin grubundan (süt ve türevleri, et, yumurta, kurubaklagil, sebze ve meyveler ve tahıllar) çeşitli besinleri seçerek tüketmek gerekir. Sağlıklı bir kahvaltı görüntüsünde süt, peynir, yumurta, meyve veya meyve suyu veya sebze ve kompleks karbonhidratlardan zengin tahıl ürünleri yer almalıdır.
Geleneksel kahvaltı örüntüsünde sebze-meyve veya bunlardan elde edilen sebze ve meyve suları çok az yer almaktadır. Hâlbuki sağlıklı beslenmek için günlük tüketilmesi önerilen miktar sebzeler için 35 porsiyon, meyveler için 24 porsiyondur.
Günlük alınan sebze ve meyvenin en az iki porsiyonu yeşil yapraklı sebzeler ile turunçgiller veya domates olmalıdır. Sebze ve meyveler günlük enerji, yağ ve protein gereksinmesine çok az katkıda bulunmalarına karşın; folat, A vitaminin ön öğesi olan betakaroten, E, C, B2 vitamini, kalsiyum, potasyum, demir, magnezyum, posa ve diğer antioksidan özelliğe sahip bileşiklerden zengindirler. Vücuda zararlı maddelerin vücuttan atılmasına yardımcı besinler sebzeler ve meyvelerdir. Yapılan çalışmalar sebze ve meyve tüketimi ile kardiyovasküler hastalıklar, bazı kanser türleri, inme, Alzheimer hastalığı, katarakt ve yaşla ilintili fonksiyonel kayıp riskinin azalması arasında kuvvetli bir ilişki olduğunu göstermekte, bu etkinin sebze ve meyvelerin içerdiği diyet posası, folat, potasyum ve vitamin C, vitamin E, karoten gibi antioksidan vitaminler dışında güçlü antioksidan etkinlik gösteren biyoaktif fitokimyasal bileşenlere bağlı olduğu belirtilmektedir. Ayrıca sebze ve meyve sularının da potasyum, folat ve vitamin C, karoten gibi antioksidan vitaminler dışında güçlü antioksidan etkinlik gösteren biyoaktif fitokimyasal bileşen içerikleri ile potansiyel antioksidan etkinlik gösterdiği, bu nedenle bazı kanser türleri ile kalp ve diğer kronik hastalıklara karşı koruyucu etkilerinin olabileceği bildirilmektedir.
Bugün yaygın hale gelen kahvaltı görüntüsüne, özellikle çocuk ve gençler için süt, meyve veya meyve suyu eklemeyi özendirmek kahvaltının dengeli olması için önemlidir. Ayrıca C vitamini bitkisel kaynaklı demirin organizmanızda emilimine yardım eder. Kahvaltı örüntüsünde yer alan çay ve kahvede bulunan okside olmuş bazı ögeler (fenolik bileşenler ve tanenler) yumurta ve diğer besinlerdeki demirin emilimini olumsuz etkiler. Bu nedenle kansızlığa meyilli, doğurganlık dönemindeki kadınların ve çocukların kahvaltı ile birlikte çay içmemeleri, çok arzu edilirse açık ve limonla birlikte içmeleri gerekmektedir. Limon C vitamini içerdiğinden, fenolik ögelerin ve tanenlerin demir bağlayıcı etkisini azaltır. Kahvaltıdan bir saat sonra içilen çay ve kahvenin demirin biyoyararlığına etkisi gözlenmemiştir. Kahvaltıda tüketilen tahıllar da C vitamini kaynakları ile birlikte yendiğinde bileşiminde bulunan demirin biyoyararlığı yükselir.
Sonuç olarak; sağlıklı beslenme yaşam boyu tüm bireylerin sağlığının korunması, geliştirilmesi, yaşam kalitesinin artırılması ve sağlıklı yaşam biçimlerinin benimsenmesi ile beslenmeye bağlı kronik hastalıkların (koroner kalp hastalıkları, hipertansiyon, bazı kanser türleri, vb.) önlenmesi ve tedavisine yönelik beslenme biçimidir. Kahvaltı günün en önemli öğünüdür. Çeşitli nedenlerle yapılamayan kahvaltının fiziksel ve zihinsel performans ile genel olarak sağlık üzerine olumsuz etkisi vardır. Yeterli ve dengeli bir kahvaltının, güne canlı başlanması ve sabahın geç saatlerinde yorgunluk ve açlığı önleyerek iş verimini yükseltmesi, daha çabuk ve sağlıklı düşünmeyi sağlaması gibi etkileri daima dikkate alınmalıdır.