7. Gün:
Bugüne kadar böyle bir şeyin, bu kadar lezzetli görüneceğini hiç düşünmemiştim…
Bembeyaz, ışıl ışıl parlıyorlar… Bir tanesini ağzıma atsam, yavaş yavaş erise ve tadı damağına yayılsa…
Tanrım deliriyorum galiba… Kaç kişi reklamda gördüğüm kesme şekerlere benim gibi iştahla bakıyordur ki acaba?
“O” Gün:
Dünya tatlısı arkadaşlarımla birlikte televizyonun karşısındayız… Önümüzde kestaneler, muhtelif çekirdekler, kuru meyveler var.
Benim için tarihi anın gelmesine çok az kalmış. Çünkü hayatımda ilk defa Aşk-ı Memnu seyredeceğim.
Mmmm kuru meyvelerden, kestaneden atıyorum ağzıma, sıkılınca çekirdeklere meyil ediyorum. Henüz o dakikaların son mesut dakikalarım olduğunu bilmiyorum…
Ta ki… O dünya tatlısı arkadaşlardan biri bana dönüp “Yarın rejime başlayalım mı?” diyene kadar… Ağzım doluyken bile eve gittikten sonra da ne yesem, ne içsem diye düşünen ben bir anda kalakalıyorum…
“Ama ben daha önceden hiç rejim yapmadım ki” diyorum. O da “Zaten rejim iki kişi yapılır, daha kolay adapte olursun.” diyor.
Seviyorum keratayı… Önümüzdeki günlerde ağzımın tadının solacağını bile bile, sırf bir etkinliği paylaşmak için kabul ediyorum teklifini.
O esnada, Behlül önce nişanlısını uyumak üzere odasına gönderiyor. Sonra Bihteri odaya alıyor. Ve Bihter, Behlül’ün kollarında kendisini kanepede buluyor.
Sıfırıncı Gün:
Şaka mı bu? Bir yanlışlık olması ümidiyle diğer sitelere de girip diyeti kontrol ediyorum. Öhhööö!!! Diğer sitelerdeki içerik de aynı, iyi mi?
Bu durum için argoda kullanılan güzel bir tabir vardır, daha edeplisini telaffuz edersek “Bittim ben!” Bakınız birinci günün menüsü:
Kahvaltı : 1 fincan kahve, 1 tane kesme şeker
Öğlen Yemeği : 2 yumurta, 1 domates, 1 porsiyon haşlanmış ıspanak
Akşamüstü : bol limonlu ve zeytinyağlı yeşil salata ve 1 adet biftek
Ara öğün falan yok tabi… Zaten azmedene yukarıdaki menü çok bile… (Okumakta olduğunuz satırları gülen suratlarla beziyorum…)
Tahmin edeceğiniz üzere ilk gün ucundan fiyasko ile sonuçlanıyor ve tüm günler arasındaki yerini “Sıfırıncı Gün” ya da “İsveç Diyetine Giriş” olarak alıyor…
Birinci Gün:
Evet, ben İsveç Diyeti yapan bir salağım… Ama daha önemlisi “AÇIIIIIIIIIIIMMM AÇ!”
Tabağımdaki şeyleri küçük lokmalara ayırıyorum, sonra defalarca çiğniyorum, sırf yemek çabuk bitmesin diye… Develere yakın hissetmeye başladım kendimi birden; nedense?
Tanrım, bugün bitecek mi?
İkinci Gün:
Kahvaltı : 1 fincan kahve, kesme şeker
Öğlen Yemeği : 1 dilim salam, 100 gram yoğurt
Akşamüstü : 1 çeşit meyve, bol yeşillikli salata, 1 biftek
Tanrım, her dakika sana daha da yaklaştığımı hissediyorum, öyle sanıyorum ki diyet bittiğinde irtibatımız pek bir kuvvetli olacak.
Üçüncü Gün:
Kahvaltı : 1 dilim ekmek, 1 kesme şeker, 1 fincan kahve
Öğlen Yemeği : Haşlanmış ıspanak yemeği, 1 domates, 1 çeşit meyve
Akşamüstü : Bol yeşillikli salata, 1 dilim salam, 2 yumurta
Tanrım, yemin ederim senin nimetlerini bir gün bile inkâr etmedim. Hep şükrettim, yediğimin içtiğimin hep kıymetini bildim. Ama söz veriyorum diyet bittiğinde her lokmamın hakkını daha da fazla vereceğim.
Dördüncü Gün:
Menüyü boşuna aramayın. En kısa anlatımla “yiyecek pek bir şey yok.”
Tanrım, oradasın değil mi?
Beşinci Gün:
Tanrım, dün gece bir ara beynim döndü, bir dürümcüye falan gideyim ve yiyeyim, yiyeyim, yiyeyim istedim. Ama insan iradesi o kadar güçlü bir şeymiş ki yapmadım, yapamadım. Benzim soluk, hareketlerim ağır, sıklıkla gözlerim kararıyor, ama yıkılmadım, ayaktayım.
Altıncı Gün:
Tanrım, bugün irademe yenildim. Bir simidin kenarından 1 – 1,5 cm lik bir bölümünü kopardım ve ağzıma attım. O kadar lezzetliydi ki… Yavaş yavaş çiğnedim lokmaları, çabuk bitmesin diye. Haliyle de yine kendimi bir deve halet-i ruhiyesi içinde buldum…
Yedinci Gün:
Menüyü ibret-i âlem için yazmaya karar verdim:
Kahvaltı : Şekersiz çay
Öğlen Yemeği : Izgara et, taze meyve
Akşamüstü : Bir şey yenmeyecek
Tanrım, bu gece gusül boy abdestimi alıp öyle yatacağım, bir de “Eşhedu en la ilâhe illâllah ve eşhedu enne …”
Sekizinci Gün:
Karar verdim Tanrım, artık yemeğe ihtiyacım yok. İnsan böyle de yaşayabiliyormuş demek ki…
Dokuzuncu Gün:
Tanrım, empati yeteneğim aşırı gelişti. Anoreksik kişileri o kadar iyi anlıyorum ki…
Anoreksiya: Genellikle kişinin çok şişmanladığı kanısı ile mübalağalı bir şekilde rejim uygulaması ile başlar, önceleri kontrol edilebilen iştah bir süre sonra yok olur ve zayıflama normal ölçüleri aşar.
Onuncu Gün:
Hımmm bugün iki adet yumurta vermişler… 1 Adet neyime yetmiyor, zaten aç da değilim…
Tanrım cevap ver, cevap ver! Ne oluyor bana? Mutasyona uğruyormuşum gibi bir hissiyat içindeyim.
On Birinci Gün:
Herkes beni uyarıyor, diyeti bırakayım diye. Sağlıksız olduğunu söylüyorlar. Ama Tanrım ben acıkmıyorum ki…
On İkinci Gün:
Arkadaşım söyledi, bu diyet genellikle yüksek kilolu olup ameliyata girecek olan hastalara hemen kilo vermeleri için veriliyormuş. Hımmm bu gidişle ben de ameliyat olacağım zaten Tanrım, hem de beynimden.
On Üçüncü Gün:
İnanamıyorum, diyetin son günü. Bitiş çizgisine varan atletler gibi hissediyorum kendimi… Duygularımı paylaşayım: Çok mutluyum. Ve başardım, BAŞARDIIIIIMMM…
Peki ama ben bundan sonra ne yapacağım Tanrım? Son 13 gündür bir hedefim vardı. Şimdi ne olacak? Acaba kadınlar bunun için mi bu kadar çok diyet yapıyorlar. Yani ne bileyim, belki hayatlarında olanlardan çok tatmin olmuyorlardır da, onun için kendilerine geçici hedefler koyuyorlardır. Belki sonra yine tatminsizlikten daha fazla yiyorlar ve sonra yine kendilerine yeni hedefler koyuyorlardır (sağlık sorunu olanlar konumuz dışı)
ÖNEMLİ NOT:
Aslına bakarsanız, ne bu diyet ne de benzeri ağır diyetler sağlık mensupları tarafından asla önerilmiyor. En önemli riskleri de bazal metabolizmanızı zayıflatmaları ve sağlık durumunuzu önemli ölçüde tahrip etmeleri.
Hepimiz güzel ve formda olmak istiyoruz. Ama tüm bunları yaparken, tüm sistemi alaşağı etmek ve ciddi bir bedel ödemek de mümkün. Sözün özü, verdiğimiz kararlara dikkat etmekte fayda var.