Mavi gözlü küçük kız...

Mavi gözlü küçük kız...

5/Nisan/2009 tarihinde saat 6:18'de eklendi.

Sabah uyandı, duşunu aldı, dişlerini fırçaladı sonra mutfaktan gidip koca bir bardak su içti… Kafasında ne yazacağını düşünerek…

 

…..

 

‘Çok küçük görünüyordu, sarı saçları ve masmavi gözleri vardı… Genellikle konuşmaz dinlerdi… Biraz tuhaf bir kızdı.  İlkokula bile başlamamıştı… Ona ‘maviş’ diye seslenen ve babasının akrabalarından  ‘Haca dede’si;  ki ‘haca’ burada ‘Hacı ağa’ demek oluyordu bir tek o ‘maviş’ diyordu ona ve sarı saçlı mavi gözlü küçük kız bir tek ‘haca dede’sinin kalın, dokunduğundan tenini kaşındıran çuha’ya benzer, kemer yerine iple bağlanmış pantolonunun cebine elini sokup para alıyordu…  Sabahları duyulan o kalın ses ‘Hatçe, mavişin yemeğini ayırdın mı!’ diyordu…  Mavi gözlü sarışın küçük kız gibi mavi gözleri olan sarışın adam ‘kocaman’dı tek farkla. Kocaman bir göbeği vardı, gülerken ‘kıs, kıs, kıs’ diye bir ses çıkartıyordu… Ve en eğlenceli anlardan biri de masal faslıydı, aralarda ise içtiği tütünün dumanından halkalar çıkartır ve küçük kızı eğlendirirdi…’

 

 

Yarım kalmış bir yazısı vardı elinde ama ısrarla bunlar geliyordu aklına… Aklı yarım yazını tamamla derken yüreği sürekli bunları ‘konuşmak’ istiyordu…  ‘Neden’ diye düşünüyordu yazarken, neden şimdi bunları yazıyorum…

 

Bir gün önce bir çalışmaya katılmıştı. Ellerine verilen kâğıtta sorular vardı. Bilinçaltının bugüne kadar neler biriktirmiş olduğunu görmek için yapılan bir çalışmaydı bu. Bunları bulup temizlemek…

 

Sorulardan birine çocukluğundan hayalinde kalmış bir görüntüyü yazdı ‘küçük mavi gözlü sarışın kız’… Artık ‘büyümüş’ mavi olan gözleri ‘yeşile’ dönüşmüştü… Büyümenin ‘seçimlerinin sorumluluğunu almak olduğunu’ öğrenmişti artık…

 

O kâğıda yazdıkları ve çocukluğundan hatırladığı karede ‘haca dede’si ve bu anlattıkları yoktu… O gün çalışmaya katılan arkadaşlarına başka şeyler de anlattı şimdi büyümüş ve ‘yeşil’ gözleri olan ‘mavi gözlü, sarı saçlı küçük kız’  Çokça konuşmadıklarını, iç dünyasında yaşadıklarını… Anlatırken arkadaşlarının yüzlerini, anlattıklarına tepkilerini görmedi, anlattığı olaylara ve günlere geri dönmüş o günleri izliyordu uzaktan… Ama arkadaşlarının onun kadar ‘samimi ve sevgi’ ile dinlediklerini hissetti yüreğinde… Geçen günlerin ve tüm yaşananların onları birbirlerine daha da dost kıldığını görerek…

 

Gece yatağına yattığında çok uykusu olmasına rağmen uyuyamadı, dilenecek özürleri vardı. Ve de şükredecek çok şeyi… Gerçekten ‘dost’ olmuş birbirini anlayan arkadaşları…

 

...
Birden fark etti, çok sevdiği çay’ı bile almayı unutmuş yazısına dalmıştı… Oysa sabah çay içmek bir alışkanlıktı onun hayatında, hem de pek keyifli bir alışkanlık…

Yapılan Yorumlar

ARZU SARIKAYA7/Nisan/2009-16:44'de eklendi.
Ne güzel yazmışsın arkadaşım cnm benim.