Ashua Haber
Uzaylı gördük!
70’lerde çekilen görüntüleri inceleyen uzmanlar ‘Bazı nesneler ortaya çıkıp kayboluyor’ dedi ...
Blackberry tepe teklak
iPhone’la Google’ın Android sistemi vurdu, Blackberry cephesi yenilikte gecikti, sistemleri göçtü. Borsada kötü günler sonrası hissedar baskısı sonuç ...
Anonymous Facebook a saldıracak
Protestocu hacker grup Anonymous, 28 Ocak’ta Facebook’a bir saldırı düzenlemeyi planlıyor...
Dünyanın en büyük ikinci üreticisiyle ortak oldu
Anadolu Efes'in dünyanın en büyük ikinci bira üreticisi SAB Miller'la stratejik işbirliğine gideceği anlaşmada son imzalar da atıldı....
Televizyon yarışmalarının büyük soygunu
Televizyonlarda yayınlanan yarışma programları çeşitli oyunlarla vatandaşları telefonlara yönlendirip büyük ekonomik kayıplara uğramasına neden oluyor...
Bilim Tarihinde Büyük Çekişmeler...

Bilim Tarihinde Büyük Çekişmeler...

Bilim Tarihinde Büyük Çekişmeler... Popüler bilim kitaplarının iyi örneklerinden biri olan Hall Hellman'ın yazdığı Büyük Çekişmeler adlı kitabın alt başlığı Bilim tarihinden seçilmiş on tartışma .

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

1998'de İngilizce basılan kitap 2000'de Türkçe'ye çevrilmiş ve TÜBİTAK tarafından basılmış. Alt başlığından da anlaşılabileceği gibi kitap on bölümden oluşuyor ve her bölümünde ünlü bir bilim tartışması yer alıyor. Bu tartışmaların taraflarını ve tartışmayı detayla anlatmakla kalmıyor, tartışmanın içinde bulunduğu zamanın şartlarının da tartışmanın etkisi üzerindeki rolünü başarılı bir şekilde ele alıyor. Teknik bir dil kullanmaması kimine göre bir artı kimine göre de bir eksi sayılabilir.

Sizlere aşağıda kısaca değineceğimiz bu tartışmaların kitapta çok daha detaylı anlatıldığını belirtelim.

Umarım bu tanıtımımız kitabı alıp okumak için sizlere ön ayak olur.

 

Papa VIII. Urban Galileo'ya Karşı

 

 

 

 

 

Dünya merkezli klasik düşünce neredeyse Galileo'dan yüz yıl önce Kopernik tarafından 1543'te yayınlanan kitabında Güneş merkezli sistem ile değiştirilmişti. Ancak Kopernik'in etkisi çok sınırlı kalmıştı. Kilise bile Kopernik'i bir tehdit olarak almamış ve kitabını yasaklamamıştı.

 Galileo Güneş merkezli sistemin kabul edilmesi için destekliyici kanıtlara ihtiyaç olduğunu anlamıştı.  Kısa süre önce bulunan teleskoptan faydalanarak bu kanıtlara ulaşacaktı. Hallman'dan alıntı yaparsak:

“Bir cismin aynı zamanda iki hareketi birden yapamayacağını söyleyen skolastiklerin itirazına karşılık Galileo Jüpiter'in uydularını örnek gösterdi. Uyduları Jüpiter'in çevresinde dönerken Jüpiter de Dünya'nın (ya da Güneş'in  tartışma da hangisi olduğu önemli değil) çevresinde dönüyordu. Gök cisimlerinin kusursuz olduğu yolundaki geleneksel iddiaya karşılık da Galileo Güneş'te lekeler bulunduğunu, Ay'ın yüzeyinin de düzgün değil, dağlık olduğunu gösterdi. Skolastiklerin, Copernicus'un öğretisinde Venüs'ün o zamana kadar görülmeyen evrelerinden söz edilmesine karşı çıkmaları konusunda da Galileo, kendi gözlemlerinde de Venüs'ün evrelerinin görüldüğünü savundu."

Galileo 1632'de yazdığı kitabı "İki Önde Gelen Evren Sistemi Üzerine Konuşmalar" adlı kitabında fikirlerini ortaya koydu. Kitap akademik dil olan Latince yerine halkın dili olan İtalyanca yazılmıştı. Kısa sürede popüler olan kitap kilisenin şimşeklerini üzerine çekti. Galileo karşısında Papa VIII. Urban ve engizisyon mahkemesini bulacaktı.

 

Wallis Hobbes'a Karşı

 

 

 

 

 

John Wallis (1616-1703) çok önemli bir İngiliz matematikçisidir. Şifre teorisinden integral hesabına kadar bir çok alanda katkısı vardır.

 

 

Thomas Hobbes (1588-1679) İngiliz düşün adamıdır. En önemli katkısı 1651'de yazdığı meşhur kitabı Leviathan'dır. Bu kitabın politika felsefesine etkisi büyük olmuştur. Bizim konumuz olan geometriye olan ilgisi Hobbes'un 1628'de başlamış ve amatörce devam etmiştir.

Antik Yunan'dan itibaren insanların kafasını uğraştıran ve çözülememiş bir geometri sorusu şuydu. Rastgele bir daire çizili bir kağıt alın. Sadece cetvel ve pergel kullanarak bu dairenin alanına sahip bir kare çizebilir misiniz? Bu basit görünen sorunun cevabı binyıllara direnmişti. Bu problem kısaca dairenin karelenmesi diye bilinir.

Hobbes 1655 yılında basılan "De Corpore" adlı kitabında dairenin karelenmesi problemine bir çözüm yazdı. Ancak bu çözümün geçerliliğine Wallis ikna olmamıştı. Wallis ve Hobbes arasında 1670'lerin sonuna kadar yayınlarla sürecek olan bir tartışma başladı. Daire karelenebilir miydi karelenemez miydi? Tartışmaya arasıra diğer düşünürler katılsa da Wallis ve Hobbes arasındaki bazen karalamaya kadar varan atışmalar ilgi odağı oldu. Tartışmaların sonucuyla ilgili olarak Hellman şöyle yazıyor:

"Hobbes ve Wallis arasındaki kavgada, matematiği bilenler için sonuç açıktı. Hobbes, cesur tavrına rağmen, Wallis'le giriştiği kavgalarında hep geride kaldı, ama hiç bir zaman bunun farkına varmadı."

İlginç olan Hobbes'un matematikte uğradığı yenilgilerin diğer alanlardaki ününü sürdürmesine engellememiş olmasıdır.

 

Newton Leibniz'e Karşı

 

 

 

 

 

Newton (1643-1727) gelmiş geçmiş en iyi matematikçi ve fizikçilerden biridir. Birçok kişiye göre de en iyisidir. Leibniz (1646-1716) ise matematik ve fiziğe önemli olan katkıları olan çok büyük bir felsefecidir. Belki de Newton ve Leibniz arasındaki çekişme bütün çekişmeler arasındaki en ünlüsü olabilir. Tartışmanın konusu kalkülüs de denilen türev ve integral hesabını ilk kimin bulduğudur. Ancak bu iki kişinin tartışması olmaktan çıkmış ve iki ülkenin çekişmesi haline dönmüştür. Bütün İngiliz bilim adamları Newton için ve bütün Alman bilim adamları da Leibniz için seslerini yükseltmişlerdir.

 

 

 

 

 

Türev ve integral hesabı size yabancıysa türevden eğim bulma tekniklerini, integralden ise alan bulma tekniklerini anlayabilirsiniz. Newtondan ve Leibniz'den önce hem türev hem de integral hesabıyla ilgili yöntemler bilinse de bunlar bazı özel durumlar için geçerliydiler ve bir bütünlükten yoksundular. Newton ve Leibniz'in yaklaşık aynı zamanda yaptığı çok genel ve güçlü bir yöntem bulmak ve bu yöntem için tutarlı bir yazım düzeni geliştirmek oldu. Newton daha önce ilerleme kaydetse de buluşlarını basmak için acele etmedi. Leibniz bu sayede sonuçlarını Newton'dan önce bastırmış oldu. Günümüzde genelde Leibniz'in kullandığı semboller kullanılsa da bazen mekanikte Newton'un sembolleri tercih edilmektedir.

Peki, madem Leibniz türev ve integral konularını ilk basan kişi ise neden sadece onu bu konuların kaşifi say mıyoruz? Problem hem Newton'un hem de Leibniz'in yazılarını basmadan önce yıllarca bu konuları mektuplarıyla yaymış olmalarından geliyor. Newton daha önce keşfettiğine göre belki sonuçları bir şekilde Leibniz'e ulaşmış olabilirdi. Zaten bütün İngilizlerin Leibniz'e saldırması bu konuyu ilk mektuplarında ele alan kişinin Newton olmasından dolayıdır. O zamanlar bilim adamları için meslektaşlarıyla yazışmak bilimin yayılması için en temel yöntemdi.

NewtonLeibniz çekişmesi İngilizler ve Almanlar için milli gurur meselesi haline geldi ve tartışma Newton'un ve Leibniz'in ölümlerinden sonra da devam etti. Günümüzde bu büyük iki beynin birbirinden bağımsız olarak keşiflerini aynı zamanda yaptıkları yönündedir. Modern bilim tarihçilerine göre ikisi de türev ve integral hesabının kaşifi lakabını hakketmektedirler.

 

Voltaire Needham'a Karşı

 

 

 

 

 

Yazar ve düşün adamı olan FrançoisMarie Arouet (1694-1778) daha çok takma adı olan Voltaire ile tanınır. Aydınlanmacı yazar dönemin kurumlarına ve katolik dogmalarına karşı gelmiştir. John Turberville Needham (1713-1781) ise bir İngiliz biyoloğu ve katolik rahibidir.

 

 

Needham 1747 yılı civarında yaptığı deneylerde bazı ilginç sonuçlar elde etti. Et suyunu kaynatıp bir cam şişeye koymuş, ağzını mantar ve reçine ile tıkamış ve şişeyi kızgın külde ısıtmıştı. Bu sayede et suyunda ve şişede yaşayan bütün canlıları öldürdüğünü düşünmüştü. Ancak birkaç gün sonra şişeyi açtığında içinde mikroskopik hayvanlar bulmuştu. Bu deneyi et suyu yerine nemli buğday ile tekrar ettiğinde de benzer sonuçlar elde etti. Bu şu anlama geliyordu: Cansız bir şeyden canlılar oluşabilirdi! Kaynamış et suyunda canlı olmadığına ve camın ağzı kapalı olduğuna göre yeni oluşan mikroplar cansız bir maddeden oluşmuştu. Bu kendinden oluşum teorisi denilen teoriyi doğrular nitelikteydi.   Bu görüşler Voltaire'in hem dini görüşlerine hem de biyolojide savunduğu önceden oluşum kuramına aykırıydı. Voltaire Needham'a savaş açtı. Ancak savaşı bilimsel bir yoldan sürdüremezdi çünkü elinde Needham'ın deneylerine karşı bir deney yoktu. Dolayısıyla savaş kişisel hakaret ve aşağılama şeklinde oldu. İkisi de birbirlerine uzun süre hakeret eden makaleler yazdı. Voltaire'in daha keskin ve iğneleyici bir dili vardı ve bu savaşı önde götürüyordu. Ancak Needham yenilgiyi kabul etmiyordu. Voltaire aradığı bilimsel desteği İtalyan biyolog Lazzaro Spallanzani (1729-1799) tarafından yapılan çalışmalarda buldu. Burada Hellman'a söz verelim:

"Spallanzani şunu ortaya koydu: Needham deney kaplarını mikroskopik canlıların giremeyeceği kadar sıkı kapadığını düşünüyordu. Oysa kullandığı mantar tıpalar bu iş için uygun değildi. Spallanzani kendi deney kaplarını, camı eriterek kapladı. Ayrıca, kapları kızgın külde ısıtmanın, içlerindeki mikroskopik canlıları öldürmek için yeterli olmadığını, kapları en az 45 dakika kaynatmak gerektiğini ortaya koydu. Başka bir deyişle Needham kapların içindeki organizmaları tamamen yok edemediği gibi, kaplar soğuduktan sonra yeni canlıların içeri girmesini önleyememişti.”

Needham, Spallanzani'nin deney kabını aşırı derecede kaynatmasının karışımın sürgün verme gücünü yok ettiğini iddia etti. Spallanzani buna cevaben deney kapları ne kadar kaynatılmış olursa olsun içlerindeki karışım havayla temas edince organizmaların tekrar ortaya çıktığını gösterdi.

Voltaire'in gözünde Spallanzani kahraman olmuştu ve ona övgü dolu sözler yazdı. Needham ise kendinden oluşum teorisini bir türlü veya başka türlü ölümüne kadar savunmaya çalışacaktı.

 

Darwin'in Buldoğu Dalkavuk Sam'e Karşı

 

 

Charles Darwin (1809-1882) evrim kuramını yazdığı “Türlerin Kökeni” kitabı 1859'da basılmıştı. Kitap basılır basılmaz popüler olmuştu. Bilim adamları, felsefeciler ve din adamları arasında tartışma yaratmıştı. Din adamları canlıların bugün olduğu halde yaratıldığını düşünüyordu. Evrim teorisi ise canlıların süreçlerden ve değişimlerden geçerek varolduğunu söylüyordu. İki farklı görüşün çarpışması için çok beklemek gerekmedi.

Hellman bu karşılaşmayı şöyle anlatıyor:

"Oxford Üniversitesindeki salon 1860 yılı yazında bir cumartesi öğleden sonra tıklım tıklım dolmuştu. İçeride 700'den fazla kişi vardı ve salonun ortasında, siyah giysili din adamları arasında, salona dağılmış durumda oturan, Charles Darwin'in yeni kuramının birkaç savunucusu da vardı. Olay, Britanya Bilimin Geliştirilmesi Derneğinin yıllık toplantısı, tarih ise Darwin'in kışkırtıcı yeni kitabı The Origin of Species by Means of Natural Selection'ın (Doğal Seçilim Yoluyla Türlerin Kökeni) yayımından yaklaşık yedi ay sonrasına rastlayan 30 Hazirandı."

Konuşma sırası psikopos Samuel Wilberforce'a (1805-1873) geldi. Yarım saat konuştuktan sonra, "Hayvanat bahçesindeki maymunlardan biri kendi atası olarak gösterilirse bundan çok büyük rahatsızlık duyacağını" söyledi. Daha sonra salonda bulunan Darwin'in savunucusu biyolog Thomas Henry Huxley'e (1825-1895) dönerek alaylı bir şekilde "soyunun büyükbabası tarafından mı, yoksa büyükannesi tarafından mı maymundan geldiğini" sordu. Bu soru bir kahkaha fırtınasına yol açtı.

 

 

Aslında ne Darwin ne de herhangi bir evrim kuramcısı asla insanların maymundan geldiğini söylememişti. Bu evrim teorisi ile ilgili yanlış görüş hala günümüzde tekrarlanmaktadır. Evrim teorisinin söylediği şudur: İnsan ve şempanze gibi insansı maymunlar ortak bir atadan gelmektedir.

Wilberforce'dan sonra Huxley ayağa kalkarak Darwin'in görüşünü savunan birkaç cümleden sonra sözlerini şöyle tamamladı: 

"Son olarak, maymundan türediğimiz konusuna gelince, böyle bir kökenden gelmiş olmaktan dolayı ben utanç duymam. Ama kültür ve belagat gibi nitelikleri düşmanlık ve yalanın hizmetinde kullanan bir atadan gelmiş olmak bana göre utanç verici olmalıdır."

Bu psikopos'a ağır bir hakeretti ve salon uzun süre karıştı. Bu atışma karikatürlere konu oldu ve uzun süre tartışıldı.

Darwin teorisi ve karşıtlarının çekişmeleri tabii ki burada bitmedi. Hellman bu tartışmaları günümüze kadar inceliyor.

 

Devam edecek....




ETİKETLER : ,

Diigo Diigo Digg Digg Newsvine Newsvine Technorati Technorati
Del.icio.us Del.icio.us Facebook Facebook Reddit Reddit Jumptags Jumptags
Simpy Simpy StumbleUpon StumbleUpon Slashdot Slashdot Propeller Propeller
Furl Furl Yahoo Yahoo BlinklistBlinklist Google Google
 
YORUM YAPIN SÖZ SİZDE!


Adınız (Yorumda görünecek) :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu :    
 

 
Türkiye geneli yol durumu hakkinda güncel bilgiler
 
Salya Lez
Komik Kamera Şakası
Galatasaray Çıldırın
[ Tümünü Göster ]
 
Lütfen haber arşiv tarihi seçiniz.
 
Diger anketlerimiz için tıklayın...
© Copyright Mcm Turkuaz AŞ.
Her hakki saklıdır.
Webmaster: Burak ÖZCAN