Sabah bilgisayarımı açar açmaz muhteşem bir dans gösterisiyle karşılandım. Seyrettiğim gösteri Kuzey ve güney kutbunda görülen bir doğa harikasının resimlerinden oluşmaktaydı. Muhteşem renkler ve gökyüzünde ışıkların dansı....
Aslında bilimsel olarak açıklamak gerekirse temelde sadece bir manyetik olay.

O resimlerin büyüsünden kısa bir süre için çıkabildiğimde ise tek düşündüğüm daha çok bilgi ve daha çok resimdi. Hemen internette dolaşmaya başladım, dolaştıkça da daha da büyülendim daha da coştum...
Bilimsel kaynaklara göre manyetik olaylar M.Ö 2000 yıllarında ilk olarak Çinliler tarafından bilinmekteydi. Tarihi kaynaklara bakıldığında ise mıknatıs özelliğinin varlığı M.Ö 4. yy’ da ortaya çıkmıştı. Bilindiği gibi Dünya bilinen en büyük doğal mıknatıstır. Kuzey ve Güney ışıkları, yerkürenin manyetik kuzey ve güney kutup dairelerinde gözlenebilen bir gök olayı olarak bilinmektedir.
Soğuk buz gibi bir kışın ardından, özellikle Finlandiya, Norveç gibi Baltık ülkelerinde, baharın gelmesi ve yaz mevsiminin yaklaşmasıyla birlikte, kışın o soğuk geceleri biter ve aylarca sürmüş olan karanlık sona erer. Aslında oldukça kısadır yaz ayları kutuplar için... Ama bu kısacık sürede güneş donmuş toprakları eritir, doğanın ve tüm canlılığın yeşerebilmesine olanak tanır. Kışın soğuk ve karanlık izlerini silmek ister gibi güneş gücünü kullanır ve bir başka harikuladelik daha yaratır gökyüzünde. Gezegenin yalnızca kutup bölgelerinde yaşanan bir atmosferik şölendir bu: Aurora Borealis… Ya da Kuzey Işıklarının olağanüstü dans gösterisi… Gökyüzündeki bu inanılmaz renk ve ışık gösterisini seyredebilenler, asla unutulmayacak bir deneyimi yaşamış olduklarını daha o anda fark ederler.
Kuzey kutup dairesi çevresinde, özellikle Baltık ülkelerinde görülen bu ışık şöleni, Aurora Borealis olarak adlandırılıyor. Romalıların şafak Tanrıçası Aurora'nın adıyla ve Latince'de Kuzey rüzgârı anlamına gelen Boreas sözcüklerinin birleşimiyle oluşmuş. Aynı olay güney kutbunda da gerçekleşiyor ve oradaki adı ise Aurora Australis.
Bilimsel olarak açıklandığında, Kuzey Işıkları, güneşte meydana gelen patlamalar sonucu oluşan manyetik fırtınanın oluşturduğu solar rüzgâzların taşıdığı elektronların, dünya atmosferiyle etkileşime geçerek meydana getirdikleri manyetik alanların görüntüsüne verilen isimdir. Solar rüzgârlar, güneşten yaklaşık saatte 1 milyon mil hızla uzaklaşırlar. Ve ayrıldıktan 40 saat sonra, yeryüzü çekirdeğinin ürettiği manyetik güç çizgilerini izleyerek dünyanın çevresini saran manyetik zırha yani manyosfere girerler. Bu manyetik alan, gözyaşı damlası biçiminde ve oldukça yüksek oranlarda yüklü elektrik ve manyetik alanlar bölgesidir. Yeryüzü atmosferinin en üst tabakasına girmiş olan elektronlar, atmosferde bulunan oksijen ve nitrojen atomlarıyla çarpıştıklarında aurora olayı gerçekleşir. Aurora'nın rengi, hangi atomla çarpıştığına ve bu çarpışmanın gerçekleştiği yüksekliğe bağlıdır. Oksijenle çarpışan elektronlar yeşil ve kırmızı renkli auroraları, nitrojenle çarpışanlar ise mavi ve mor renkli auroraları oluşturur.
Özellikle yay, bulut ve çizgi şeklinde oluşurlar. Bazıları hareket eder, parlaklaşır ya da aniden yanıp sönerler. Yeşil, auroraların en yaygın rengidir. Ancak çok yükseklerde olan kutup ışıkları kırmızı ya da pembe olabilirler. Çoğu aurora atmosferin 100 ile 1000 km aralığında oluşur.
Bazıları atmosfer boyunca binlerce kilometre yatay uzunluğa sahip olabilir. Yeşiloksijen, 150 mil yüksekliğe kadar; Kırmızı oksijen, 150 mil yüksekliğin üstünde; Mavi nitrojen, 60 mil yüksekliğe kadar; Mor/eflatun nitrojen ise 60 mil üstündeki yüksekliklerde oluşurlar.
Tüm manyetik ve elektriksel güçler, sürekli kayan kombinasyonlarda birbirleriyle etkileşirler. Bu kaymalar ve akışlar, 50 bin voltta 20 milyon ampere kadar ulaşabilen atmosferik akımlar boyunca aurora'nın (ışığın) “dansı” şeklinde görülebilir.
Aurora'lar (renkli ışıklar) genellikle, coğrafi kutuplarda değil de manyetik kutuplarda merkezlenen ve kabaca kuzey kutup (arktik) dairesi ve güney kutup (antarktik) dairesine denk gelen yerlerde, “ışık söbeleri” boyunca meydana gelirler. Ancak, bolca güneş lekelerinin olduğu zamanlarda, bu ışıkların biraz daha güneye kaydıkları görülür. Güneş lekeleri olayı 11'er yıllık devrelerde meydana gelir. En son gerçekleşen ışıkların dansı ise 20012002 yıllarında gerçekleşmiştir. Bütün bu bilgilere erişipte iyice konunun içine girdiğimde aklıma birkaç başka soru takıldı “Neden sadece kutuplarda? Ülkemizde de görülebilir mi?”
Bu ve bunun gibi birçok soru ile yüzyıllar boyunca hakkında binlerce açıklama ve fikir geliştirilmiş kuzey ışıklarının nasıl oluştuklarını anlamak, ancak Dünya ve uzay hakkında edindiğimiz bilgiler geliştikçe, yeni yeni mümkün olmuştur.
Aslında bu kadar muhteşem bir görsel gösterinin nasıl oluştuğunu anlamak için bilmemiz gereken şeyler hiç de azımsanacak gibi değildir. Bu fenomeni açıklamak için Güneş rüzgarları, dünyanın manyetik alanı, manyetik alan hatları ve ionlar ile elektronların bu hatlar üzerindeki davranışları, elektronlarla bombalanan gazların tepkileri, "renk dediğimiz şey aslında nedir?" sorusunun cevabı gibi birbiriyle alakasız görünen bir çok alandan gelen bilgilerin birleştirilmesi gerekmiştir.
Dünya'nın manyetik alanı, (tahmin edildiği kadarıyla) dünya'nın iç çekirdeğinin dev ve hareketli bir sıvı demir topu olması dolayısıyla oluşan çok büyük elektrik akımının yarattığı bir etki olarak bilinmektedir.
Manyetik alan çizgileri, her mıknatısın güney kutbundan çıkıp kuzey kutbuna giren ince teller olarak hayal edilebilir.
Dünyanın çekirdeğinin hareketi dolayısıyla tam ye
ri sürekli değişen manyetik kutupların yakınlarında, manyetik alan çizgileri farklı yönlerden gelip tek bir noktaya giren bir ters koni oluşturduklarından, yerden yükseldikçe manyetik alan zayıflar, hatta yerden birkaç kilometre yukarıda Dünya'nın manyetik alanının etkisi sıfırlanır.
Dünya'nın manyetik alanı, Güneşten gelen güneş rüzgârlarını manyetik alan çizgileri üzerinden yönlendiren ve Dünya'yı bu rüzgârların yıkıcı etkisine karşı koruyan bir kalkan işlevi görür. Ancak manyetik alanın sıfırlandığı alanlarda elbette bu koruma çok azalır ve güneş rüzgârlarının içindeki yüksek enerjili parçacıklar Dünya'ya ulaşabilirler. Kuzey ışıkları da yalnızca bu parçacıkların Dünyaya ulaşabildikleri bölgelerde, yani kutup dairelerinde görülür.
Peki, bu Güneş Rüzgârı da ne? diyebilirsiniz hemen, Güneş rüzgarı, Güneş'in taç katmanından ışık hızının onda biri hızında fırlatılan yüksek enerjili (1000 elektronvolt) parçacıklardan oluşan bir plazma akımıdır.
Doğanın bu gizemli gösterisi, Baltık ülkelerinin mitolojisinde de önemli bir yer tutmuştur. Bu konuda birçok hikâye anlatılmış hatta ışıkların dansını izleyenler aynı zamanda bazı seslerde duyduklarını iddia etmişlerdir. Bazı efsanelerde, “başka bir boyuttaki iyi ve kötü ruhlar” olarak nitelendirilen ışıklar, bazılarında ise “ateşten yapılmış tilkilerin kuyruklarına ait kıvılcımlar” olarak tasvir edilmiştir. Fakat belki de bunlar arasında en ilginci, savaşçı Tanrıçalar Valkyrior'ların zırhlarının ve kılıçlarının parıltısı olarak betimlenmesidir.
Elbette, hiç kimsenin reddetmeyeceği gerçek, bu sıra dışı ışıkların inanılmaz bir görsel şölen yarattığıdır. Dünyanın manyetik kutupları yaklaşık her 100 bin yılda bir yer değiştiriyor. Yaklaşık olarak 100 yıl süren bu değişim esnasında dünyanın manyetik alanı yüzde 90 oranında azalır. Yani dünya manyetik zırhını yitirir. Bilim adamları, sıradaki kutup değişiminin çok yakın olduğunu öngörüyor. Kutupların yer değiştirmesi sırasında dünyanın çeşitli yerlerinde sayısı 10′u bulan, zayıf manyetik kutuplar ortaya çıkacağını ve Kuzey Işıklarının dünyanın pek çok yerinde görülebileceği ihtimalini de göz önünde tutarsak; gelecekte “Kuzey Işıkları”nın Türkiye semalarında bile görüleceğini umut edebiliriz. Neden olmasın?